Şeref Defteri
'Yalçın Turgut Balaban'

Mekânın cennet olsun aziz gönüldaşım


Yalçın Turgut Balaban ( 1950 - 2021 )
Tiyatronun içe bakan yüzünü ancak yaşayan tanır. Sahne tozu-kulis tozu solumayanın tiyatro aşkı bende hep tek kanatlı bir kelebek hissi uyandırmıştır.

Derler ki, "sahne tozu soluyan bir daha iflâh olmaz..." Yine derler ki "Matbaa mürekkebi bulaşan bir daha iflah olmaz..." İkisi de gerçek...

Farklı iki sektör için söylenen bu sözlerin gerçeklik payını, ömrünü tiyatroya veya yazmaya-çizmeye-gazeteciliğe adayanlara sorabilirsiniz. İkisi de, kana bir kez girmeye görsün, çıkmaz...

Gençlik yıllarımda soluduğum sahne tozu, bu yaşta içimde hâlâ kıpır kıpır bir tiyatro aşkıdır... Bulaşan mürekkep ise bir ömürdür benimle...

Hasan Nail'le iki genç adam olarak yollarımız kesiştiğinde; o zorunlu olarak tiyatroya ara vermiş, kitaplarıyla uğraşır bir haldeydi. Bense Bâb-ı Ali'de, bir yandan Büyük Doğu'da Üstâdım Necip Fazıl'a hizmet veriyor, bir yandan imkânsızlıklar içinde, günün düşünce ufkunu yırtan ve o günkü kuşağa fikir otobanları açan Gölge dergisini yayınlıyordum.

Kader bizi, Divanyolu Caddesi'nde Över Han'da rahmetli İhsan Babalı'nın eski ofisinde bir araya getirdi. Birbuçuk odalık bu küçücük daire (!) hem Hasan Nail'in yayınlanmış kitaplarının pazarlama adresi, hem Gölge Dergisi'nin idarehanesi olmuştu...

O süreçte rahmetli Hasan Nail'le neler paylaşmadık ki...

İki Büyük Doğu sevdalısı, iki Necip Fazıl bağlısı ve iki tiyatro aşığı... İki gönüldaş... Varın siz hesap edin... Aklımız fikrimiz tiyatro yapacak imkânı bulmakta...

***

O günlerde, bir sohbet esnasında, meşhur "lastik" hikâyesini anlatmıştım. Rahmetli gözlerinden yaş gelinceye kadar gülmüştü. Hikâyeyi bilirsiniz. Adamın biri kafasını takmış. Eline lastik geçtiği anda, hemen sapan yapıp, en yakın camı kırıyor. Akıl hastanesine atmışlar çaresiz... Epey zaman sonra, heyetin karşısına çıkartmışlar.
- Seni bıraksak ne yaparsın?..
- Kendime düzenli bir hayat kurarım.
- Nasıl yapacaksın?
- İyi bir hanım bulup evlenirim.
- Aferim oğlum... Sonra?..
- Gerdeğe girerim...
- Eee...
- Entarisinin lastiğini kaptığım gibi...

***

"Lastik" içimizden hiç çıkmayan tiyatro yapma fikrinin parolası haline gelmişti aramızda... Son günlere kadar, onunla her karşılaştığımızda, daha uzaktan "lastik" diye seslenirdik birbirimize... O, doya doya cam kırdı... Benimse hâlâ içimde...

Herkese nasip olmayacak büyüklükteki "Dost Ordusu", O'nun sanata dair tüm üstün yönlerini hak ettiği şekilde yansıtmışlardır. Tekrara düşmektense, çok şey paylaştığımız arkadaşım-dostum Hasan Nail'e, İNSAN Hasan Nail'e, ADAM Hasan Nail'e böyle bir selam göndermek geldi içimden...

Allah (c.c.)'in rahmeti üzerine olsun, mekânın cennet olsun aziz gönüldaşım.

27 Ekim 2010

TAZİYE: Hasan Nail Canat'ın ailesi, dostları ve sevenleri adına, 17 Ekim 2021 tarihinde vefat eden Yalçın Turgut Balaban'a Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine de sabır diliyoruz. Dualarımızla.

Bu yazı defa okunmuştur.