Şeref Defteri
'Süleyman Çobanoğlu'

Hasan Abi gibi geldi, Hasan Abi gibi gitti


Süleyman Çobanoğlu
Entel-dantel taifesinin burun kıvırdığı Kalp Gözü'nün ilk bölümleri... Hasan Abi'yi canlı canlı mezara gömeceğimiz bir sahne var. Kenarda durdum ve sahne aşığı bir adamın o yaşında, o ayaza, o yağmura aldırmadan nasıl toprağın içinde debelendiğini seyrettim. Seti iptal etme, erteleme tekliflerimizi reddetti. Aşık olduğu işi yapıyordu çünkü. Sonraki zamanlar, pek çok kez birlikte çalıştık.

Önce nedir, diye soracak olursanız; biz onun simasını sevmiştik. Eğip bükmeye gerek yok. Türk Sinemasında, hacıyı hocayı, nur yüzlü ihtiyarı oynatacağınız bir aktör yok denecek kadar azdı, hala da az. Şaraptan göz altları torba torba olmuş, kanlı bakışlı bir takım adamlardan da o elektrik aktarılamıyor seyirciye. İşte Hasan Nail Canat'ın siması, sadece bu bakımdan ve sadece durup baksa bile bir şey anlatırdı bize. Mütevazı hikayeler çektik ama ateşli ve samimi hikayeler. Her seyrettiğimde, Hasan Abi'ye rahmet vesilesi olan hikayeler.

Sonra bir gün aniden çekip gittiği haberi geldi. Bir ramazan günüydü yanılmıyorsam. Cami avlusunda, Hasan Abi'ye en çok benzeyen adama, Ekrem Kızıltaş'a sarılıp ağladığımı hatırlıyorum. Arkasından alkış tutmadık, tiyatro nutku atmadık. Hasan Abi, Hasan Abi gibi geldi, Hasan Abi gibi gitti.

Seni çok özledik Hasan Abi, ne yalan söyleyeyim. Kabrin nur, mekanın cennet olsun.

21 Aralık 2009

Bu yazı defa okunmuştur.