![]() |
Şeref Defteri 'Raşit Anaral' |
|
Hasan Ağabey, tiyatroyu İslamcı kesime kabul ettiren ilk sanatçıydı ![]() Raşit Anaral 1974 yılında, Tepebaşı Gazinosu denilen yerde “Maskomyah” adlı tiyatro oyunu sergilenmişti. Bu oyun muhafazakâr veya İslamcı kesimin ilkleri arasında sayılacak bir ilgiyle izlenmişti. O zamanlar bizler MSP hareketi içine yeni geçmiştik. Ancak o zamanlar edebiyatla ilgilendiğim halde aldığımız MSP kültürü bizim özgün bir eser vermemize imkân vermiyordu. Kısacası şimdiki masum romanımı bile o zaman yazmış olsaydım, arkadaşlarım tarafından kınanabilirdim. Edebiyatı ve sanatı çok farklı algılıyorduk. O zamanlar saz çalan bir insanı dahi hemen tenkide yöneldiğimiz bir dönemi yaşıyorduk. İlk kez “Maskomyah” gibi bir tiyatronun çıkması siyasi içerikli de olsa beni sevindirmişti. Onun arkasından, Abdullah Kars ve bazı grupların da ortaya çıkması bizleri cesaretlendirdi. İşte bu dönemde Hasan Nail Canat’ın (Hilal Sahnesi) çıkışına da şahit olduk. Hasan Ağabey herkes tarafından takdirle karşılanmıştı. Hasan Ağabey sıradan bir insan değildi… O zamanlar tiyatronun bile İslamcı kesim tarafından kabullenilmesinin zor olduğu bir dönemde bu çalışmalarını Türkiye’nin en ücra köşelerine kadar ısrarlı bir şekilde sürdürmüştü. 1976 -1977 yıllarında ben Gümüşhane’de Gümüşkaya Tiyatrosu’nu kurmuştum. Yakın şehirlere oyunumuzu sergilemeye gittiğimizde hep Hasan Ağabey’den söz ediliyordu. Hasan Ağabey bizim kesimin ilkleri arasındaydı. Daha sonraları 1983 yılarında yüz yüze tanışma fırsatını buldum. 1985 yılarında Birlik Sanat bünyesinde sık sık bir araya geldik. “İnsanlar ve Soytarılar” adlı tiyatro çekiminde çekim yönetmeliğini de yaptığım Birlik Sanat’ın çatısı altında Ulvi Alacakaptan ile birlikte çalıştığı yıllara şahit oldum. 1990 yılında senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığım “Kaşağı” adlı filmde Hasan Ağabey müthiş bir performans sergilemişti. Aslında, tiyatro oyuncularının sinemada abartılı oyunları nedeniyle bir hayli sıkıntı yaşanmaktaydı. Ama bazı tiyatro oyuncuları kendilerini sinema ortamına taşımayı başarıyorlardı ve diğer sinema oyuncularını bile sollayacak bir seviye yakalayabiliyorlardı. İşte Hasan Ağabey de onlardan biriydi. ”Kaşağı” filminde büyük bir başarı gösterdiğinde “İşte ilerde çalışacağım bir mükemmel oyuncu” demiştim. Fakat daha sonra birlikte çalışmak nasip olmadı. Hasan Ağabey’in daha sonra TGRT, Samanyolu, Kanal 7 gibi bazı TV Kanallarındaki filmlerine rastladım. Hasan Ağabey’in sanatçı yönü gerçekten tartışılmayacak kadar başarılıydı. Bizim en yoğun birlikte olduğumuz dönem, Birlik Sanat tiyatrosunun devam ettiği yıllar olmuştu. Ulvi Alacakaptan ve İbrahim Sadri’nin de olduğu bu dönemde birbirimizi daha iyi tanıma fırsatı bulmuştuk. Bizim sanatçı arkadaşlar grubu içinde zaman zaman sohbetlerimiz olurdu. O sohbetlerde de Hasan Ağabey başı çekerdi. Öylesine espriler yapardı ki çoğu alışagelmiş espriler değildi. O yıllarda Hasan Ağabey’in sosyo-ekonomik bazı problemleri vardı, ama o hep neşeli görünmeye çalışırdı. Daha sonraki yıllar sanıyorum bu problemlerini büyük ölçüde halletmişti. Kısacası, Hasan Nail Canat gerçekten Türkiye’de iz bırakan ve bütün çevresinin sevgisini kazanan değerli bir arkadaşımızdı. Adına kurulan bu internet sitesinin büyük bir özveriyle ortaya çıkarılması vefa ve kadirşinaslığın kaybolmaya yüz tuttuğu günümüzde güzel bir örnek olmuştur. Eminim ki bu çalışma, Hasan Nail Canat’ın hayatını ve eserlerini araştırma ve akademik çalışmalar için kapsamlı bir kaynak olacaktır. Bundan dolayı böyle bir çalışma ile Hasan Nail Canat’ı sevenleri ile hasret gidermesine vesile olan bu siteye emeği geçen herkesi tebrik ediyor ve Hasan Ağabey’e de Allah’tan rahmet diliyorum. 9 Şubat 2010 |

