Hasan Nail Canat'a olan sevgim beni edebiyata yöneltti
Ömer Sevinçgül
Sene 1975. Ben edebiyata sevdalı, 17 yaşında bir liseliydim. Günlerden bir gün, edebiyat hocam Yılmaz Bey beni yanına çağırdı; "Moskof Sehpası isimli bir oyun sahneliyoruz. Sana da rol vermek istiyorum" dedi. Elime küçük bir kitap tutuşturdu; "Oku bakalım sevecek misin" diyerek. Bir çırpıda okudum. Oyunu sevdim ve rolü kabul ettim. Repliklerimle yetinmeyip metnin tamamını ezberledim. Ekibimiz amatördü ama gayet arzuluydu. İki ay boyunca çalıştık, hazırlandık, sonra da sahneledik. Oyun çok beğenildi. Biz de o hızla turneye çıktık.
Aradan yıllar geçti. Ben tamamen edebiyata yöneldim. Bir de baktım, ustanın kitaplarıyla benimkiler aynı yayınevinde. Editörüme, "Hasan Nail Bey’le tanışmak istiyorum, mümkün mü?" diye sordum. Gözleri doldu; "Üzgünüm, kısa bir süre önce kendisi vefat etti" dedi. Dünya gözüyle görüşmek kısmet değilmiş. Ben gelirken o güzel insan gidiyormuş meğer. Lakin ölüm son değil, bir başlangıç. Kabir, yeni bir âlemin kapısı... Yürüyüş sürüyor. Ben de aynı yöne gidiyorum. Dilerim ebedi mutluluk âleminde buluşma, tanışma, sohbet etme imkânı bulurum. Rabbim rahmet eyleye...
24 Şubat 2010
|