![]() |
Şeref Defteri 'Ömer Karaoğlu' |
|
Hasan Abi ya da yarım kalan... ![]() Ömer Karaoğlu Hasan Nail'i tanıdığımda mühendislik fakültesinde henüz birinci sınıfta öğrenciydim. Birlik Sanat ailesi içinde Fındıkzade'de sıcak ve samimi buluşmalar sırasındaydı. Oysa daha önceleri onu ilk görüşüm, tıpkı son görüşüm gibi sahnede olmuştu. Yüzünde, gözlerinde gördüğüm ifade bir daha hafızamdan silinmeyecek işaretler taşıyordu. Çileyi, samimiyeti, vakarı, umudu... Bir köy ağası olarak totaliter idareyi dalgaya alır, bir mücahid olarak umuda ve dirence çağırır, bazen boşlukta "biz"e seslenen ve iç alemimizde hesaplaşmaya çağıran "biz" oluverirdi... Hasan Abiydi... Bizim Hasan Abi... Hasan Bey ya da bir başka ağdalı sıfat iyi durmazdı onda... Anlatım gücü, sahiciliği, sahnedeki performansı, yazdıkları, söyledikleriyle iyi bir edebiyat ve sanat adamı olmasına engel olmadı bu durumu... Tevazuu, bir çok iyi adam gibi kendisinden başkasına zarar vermedi. Evet bunu burada söylemeliyim. Sade ve samimi duruşu, bir sanatçı olarak suistimale açık kılıyordu onu. Şikayet ettiğini duymasam da bazen bu hususlarda dertleştiğimizi hatırlarım. Kim bilir belki ben dert yanardım da o dinler ve gülümserdi. Zor zamanlar yaşadığını ve fakat bir kısmımız gibi kalem, mikrofon vb. aletlerle hayata hava delikleri açtığını düşünürüm. Bir yurtdışı seyahatimizde yorgunluğunun ardından sıkıntılı bir ortamdan onu uzaklaştırıp bir gece güzel bir uyku uyumasına vesile olduğum için kendimi mutlu sayarım. Tam sohbete tahrik etmeyi düşündüğüm sırada derin uykuya geçtiğini farketmiş ve bu yorgun güzel adamı bir süre izlemiştim. Hasan Nail... İzi sürülmesi gereken bir güzel adam... Öğrencileri ve evlatları yapıp ettiklerinin ardındaki sevdayı diri tutmalı... Dost ve arkadaşlarının yaşadığımız sürece "sanat" ve "adam gibi adamlık" adına söyleştiğimiz her mekanda onu ve bize kattıklarını minnetle, rahmetle anmamız gerektiğine inanıyorum. Son günlerinde bir TV programıma konuk olmuştu, uzun uzun sohbet ettik... "Abi" dedim; "Bir ara, tek kişilik bir oyun... İçinden geçtiğimiz şu sıkıntılı günler hatırına, ben özel eserler düşünüyorum, müzikleri hazırlayacağım "Var mısın?". Heyecanı yüzüne yansıdı; "Ne güzel olur!". Bir "yoruldum" de be abi... Yok, demedi!... "Yapalım... Nasıl olur?... Ben şöyle bir şey düşündüm...." diye konuya giriverdi. Olmadı, nasip olmadı. Haftasına Rahman'a uğurladık. Oysa Samsun'da bir Ramazan etkinliğinden dönecekken onun ertesi gün geleceğini söylemişlerdi. Bir görüşelim umuduyla gecelemiştik otelde. Sahurda kendisinden önce haberi geldi. İçimin kavrulduğunu hissettim. Dostum Hüseyin Goncagül'e sahur yayınındayken haberi, biraz da inanmak istemezcesine ilettim. "Doğru değilmiş" desin umuduyla. Doğruymuş... Ardından "Sakarya Türküsü" okurken son sahnesini izledim. Suretine yansıyan beyazlığı farkettim bir kere daha... Rahmet olsun. Belki ötelerde bir yerde... Bir gün inşallah. Affa nail olabilirsek, buluşabilirsek, söyleriz, anlatırız Abi, yarım kalan oyunumuzu. Kim bilir birlikte sahneleriz dostlara... 15 Şubat 2010 |

