Şeref Defteri
'Nihat Nasır'

Hasan Nail Canat'ın, Aziz Hatırasına İthaf...


Nihat Nasır
Orta bir yahut ikiye giden bir çocuktum... O zamanlar şehrimizdeki, hafızam beni yanıltmıyorsa Öğretmen Lisesi öğrencileri bir piyes sahnelemişler ve bu memlekette büyük bir gürültü koparmıştı. Kelimenin tam manasıyla efsaneye dönüşmüştü bu piyesin sahnelenmesi...

Öyle ya, dindar bir insanın kaleme aldığı bir eserin sahnelendiği nerede görülmüş?... Hele de Bingöl’de... Evlerde, kahvehanelerde ve hatta sokakta günlerce konuşulan bu oyunun adı ‘Moskof Sehpası’ydı... Yıllar sonra bu eserin sahibinin Hasan Nail Canat olduğunu öğrendik tabii...

Sanat, edebiyat ve sinema yoluyla dini değerlerin aşağılandığı, horlandığı ve istiskal edildiği dönemleri yaşamamış olanlar, ‘Moskof Sehpası’nın, üstelik lise öğrencileri tarafından oynanmasının neden böylesine büyük bir hadiseye sebep olduğunu anlamakta zorlanabilirler doğrusu...

Üstat Necip Fazıl’ın büyük gayretleriyle, kendilerine yabancı olan bir mecraya henüz açılıyordu inanan insanlar. İşte Hasan ağabey, böylesi bir dönemde büyük bir fedakârlık örneği göstererek ve asla inandığı değerlerden taviz vermeyerek bu yola baş koyan akıncılardandır. Evet, hakikat nokta-i nazarında ve bihakkın, bir akıncıydı o...

Ürettiği eserler, bugün tüketmekten başka bir şey yapamayanlar için bir ışık, bir el feneri oldu. Dünyalık yapma kaygısı taşımadan inandığı davaya hizmet, ancak ruhen tekâmül edebilmiş kimselerin harcıdır ve Hasan Ağabey bu sıfatı anasının ak sütü gibi hak eden bir fedaidir...

Vefat haberini aldığımda aklıma ilk gelen, bıraktığı boşluğu kimin, nasıl doldurabileceği sorusu olmuştu, gayr-i ihtiyari... Muhtemelen tiyatroya mesai harcayan, çok başarılı diye nitelendirilebilecek insanlar olacaktır... Ama şu bir gerçek ki, Hasan Ağabey gibisi biraz zor bulunacak...

Zira bu sıralar ‘dava delisi’ adamlar, gerçekten ‘deli’ muamelesi görmekteler... Meselenin bu hazin tarafına bakınca, ‘iyi ki, Hasan ağabey bunları görmedi’ demekten kendimi alamıyorum...

Rahmet ve minnetle anıyorum...

Allah, rahmetiyle yarlıgasın... Mekânı pür nur olsun...

30 Mart 2010

Bu yazı defa okunmuştur.