Hasan Nail Canat gibi mücadeleci sanatçılara çok ihtiyacımız var
Mehmet Uyar
Onunla ilk kez 1991 yılında "Sürgün" filminin setinde tanıştım. Aynı inancı ve kültürel heyecanı paylaşmanın coşkusuyla ve dostlukla sohbetler ettik. Daha sonra birkaç toplantıda da görüştük. Zaten onu eserlerinden tanıyordum, takdir ediyordum. Senaryolarını yazdığım "Sır Kapısı" dizisinin bazı bölümlerinde de oynadı. Hızır ve veli rolleri tam ona göreydi. Çünkü O'nun imanlı duruşu yakışıyordu bu role. Biliniyordu ki O, bu rollere samimiyetiyle uhrevi bir hava veriyordu.
O’nu mücadeleci bir kişilik olarak tanıdım. Sanat ve kültür dünyamızda sürekli bir şeyler yapmak isteyen biriydi o. Kalemiyle ve oyunculuğuyla insanlara inancını aktarmak için çok acele eder bir hali vardı her zaman. O genç nesli düşünüyordu. Onların kalplerine giden yolun sanattan geçtiğini biliyordu.
O abimizdi, öncümüzdü, paylaştığımız kültür ve duyuşu insanlara aktarmanın telaşını yaşayan rehberimizdi.
O, bu dünyadan göçüp kalanlara selam olsun derken, geride o kadar güzel eserler bıraktı ki… Kitaplar, oyunlar ve örnek mücadele örnek samimiyet dolu bir hayat...
Bugün Hasan Nail Canat gibi samimi, heyecanlı ve mücadeleci sanatçılara daha çok ihtiyacımız var. Allah sana rahmet eylesin, cennetini nasip etsin Hasan Abi...
11 Nisan 2010
|