Şeref Defteri
'Kamil Büyüker'

Baştan ayağa bir sanat ve dava insanı


Kamil Büyüker
1990'lı yılların başında küçük bir Anadolu şehri olan Kırşehir'de, sanat, tiyatro, estetik deyince çok da fazla bir şeylerin zihinlerde makes bulmadığı bir toplumda, bir avuç inanmış gençle yollara düşmüş bir çile insanı Menekşe Düğün Salonu'nda tiyatrosunu sergileyecek. Salon hınca hınç dolu. Sunuculuğu da bize tevdii etmişler. Sahnede, perde gerisinde bu güzel insanla ve yanında bulunan inanmış, siyah sakallarında aydınlık ufukları saklayan bir grup genç adamla daha fazla hemhâl oluyorum.

Bu mütebessim çehre, alnının kıvrımlarında kahır yüklü, yorulma bilmeyen, mücadeleci ruh taşıyan bu adam Hasan Nail Canat'tan başkası değil. Üstadı ilk defa bir turne vesilesiyle Kırşehir'e geldiğinde tanıdım. Ben sahne arkasında 'Sakarya Türküsü'nün provasını yaparken 'Üstat oldu mu, okuyabiliyor muyum' diye teyit almaya çalışırken, o Büyük Doğu'nun fikriyatına râm olmuş adam beni telkin ve teşvikleriyle destekliyordu.

O gün Hasan Nail Canat isminden geriye kalan, perde gerisinde tarih düşülmeden imzalanan, "Kırımlı Murat Destanı" kitabıydı. Lakin asıl sahici iz, müslümanın sanatını, tiyatrosunu yeniden, yılmadan, azimle inşa etme yolunda gösterdiği akıl almaz bir gayret ve çabaydı. Ben buna şahit oldum. Her ne ki biz onun bu çabasına, çilesine ortak olduk, sesine ses verdik, işte o zaman Hasan Nail Canat’ı anladık demektir. Yoksa gerisi hep angarya...

22 Mayıs 2010

Bu yazı defa okunmuştur.