![]() |
Şeref Defteri 'İsmail Adil Şahin' |
|
Necip Fazıl sevgisi, tiyatro tutkusu ve Allah davası... ![]() İsmail Adil Şahin Kayseri Müftülüğü'nün arka cephesinde, zeminde küçücük bir dükkân vardı. Biz orada toplanırdık 60'lı yılların sonlarında. Kimler gelmezdi ki; Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül Bey, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Şükrü Karatepe, hâlen Kocasinan Belediye Başkanı olan Bekir Yıldız ve iş dünyasında sivrilmiş nice isme kadar... Ortak paydamız Büyük Doğu idealiydi elbette. Üstâdın kitaplarını okuyor, şiirlerini ezberliyor, konferanslarını dinlemek için başka şehirlere seyahat ediyorduk. Ateizmin o zamanki yüzü komünizm olarak kendini göstermişti. Bizim davamız Allah davasıydı. Arkadaşımız Mahmut Fidanil'in yazdığı komünizmin çirkin yüzünü anlatan "İnsan Yaşadıkça Ölür" isimli tiyatro eserini canlandırıyorduk. Hasan Nail Canat, Rus subayı Sakarof rolünü oynuyordu. Şehir Tiyatrosu'nda 11 matine yapmıştık. Bir de Pınarbaşı turnesi. Her ikisi de rahmetli olan Hasan Nail Canat ve Faruk Köseoğlu, doğuştan komedi yetenekleri olan iki arkadaşımızdı. O kadar güzel oynuyorlardı ki, zaman zaman oyun alkışlarla kesiliyordu. "Yalnızlar Rıhtımı" şiir kitabıyla sanatın ucundan tutan Hasan Nail'i bir gün çalıştığı "Küçük Almanya" olarak ünlenen Ana Tamir Fabrikası'ndaki işinden ayrılıp tiyatro yapmak için göçünü sararken bulduk. Uzun ve meşakkatli ama kutlu bir sefere çıkıyordu. Bizler de öğrenci harçlığımızdan bir miktar destek vermeye kalktık. Almak zorundaydı. Aldı ve bir müddet sonra da ödedi. Onun borcuna olan sadâkati, inancına olan bağlılığındaki samimiyetinin bir neticesiydi. Hasan Nail Canat ile belli bir süre de olsa yolumun kesişmiş olmasını şanslılık haneme kaydediyorum. Biri bana "Hasan Nail'in vazgeçilmezleri veya sevdaları nelerdir?" diye sorarsa, tereddütsüz şu cevabı alır; Necip Fazıl sevgisi, tiyatro tutkusu ve Allah davası... Ruhu şâd, mekânı cennet olsun. 4 Mart 2013 |

