Şeref Defteri
'İbrahim Sadri'

Hasan Ağabey'i çok özlüyorum


İbrahim Sadri
Özlüyorum. Bazen çok özlüyorum hem de... Ben tiyatroyu biraz okulda, biraz sahnede öğrendim. Sahnenin öncesi ve sonrasında, aslında ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu da onun anlattığı anılarından öğrendim. Tiyatro o yapmış meğerse, 60'lı, 70'mişli yıllarda... Baskılara, tehditlere, aymazlıklara inat...

Ne yazık ki bizim toplumsal hafızamız biraz balıklarınkine benziyor. Bilirdi bunu ve hayatla dalgasını geçerdi... Batıda bu işe onun kadar emek ve yıllarını verenlerin çoğunun adası var. Onunsa bildiğim kadarı ile, İstanbul'un kenarında bir evceğizi vardı.

Turne otobüslerinde, uzun, soğuk ve tıkış tıkış seyahatlerde habire sigarayı bırakırdı. "Tamam" derdi; "İbrahim bak bu son. Bıraktım artık sigarayı..." En fazla kırk dakika sonra yeniden yakardı. "Hasan Abi ne oldu, hani bırakmıştın?" derdim. Keyifle patlatırdı lafını; "Yeni başladım!". Onunla defalarca aynı sahneyi paylaştım. İnsanlar ve Soytarılar ve Başkasının Ölümü oyunlarında. İkisini de ben yazmıştım. Ama onu en çok yine benim yazdığım, onun da döktüre döktüre oynadığı Efendi Hayrettin Süperstar'da çok sevmiş ve onur duymuştum.

Çayı çok severdi. Tiyatroyu da tabii. İnsanları da severdi. Kuşları ve mazlum çocukları da. En çok da Üstad Necip Fazıl'ın 'Sakarya Türküsü'nü okurken kendini iyi hissederdi. Ne yalan söyleyim, o şiir ona çok yakışıyordu.

Birden bırakıp gitti. Bütün önden giden atlılar gibi. İçimizi acıtarak, iki damla gözyaşını boğazımıza düğümleyerek.

Mekanı cennet olsun, memleketin uzun yıllar "yasal(!)"lığını kazanamamış bir büyük oyuncu, yazar, yönetmen ve fikir adamı olan Hasan Nail'in...

Bir Avuç Ateş'i yaktığı yerde, kalplerimizde yanıp tutuşmaya devam ediyor, belli ki edecek de...

11 Mart 2010

Bu yazı defa okunmuştur.