![]() |
Şeref Defteri 'Hüseyin Akın' |
|
Hasan Nail Canat, bir hayat müfessiriydi ![]() Hüseyin Akın Rahmetli Hasan Nail Canat Ağabey'i "Şeytan Üssü Haber Merkezi" tiyatro oyununda gösterdiği performansla tanımıştım ilkin. Benim yaşadığım mahallenin perdesi yıllardır kapalı olduğu için, nahiyesi bize çok benzeyen bu adamın birden sahnede belirmesi bende tarifsiz heyecan yaratmıştı. Evet, bizi inciten, canımızı yakan şeylere gülebiliyorduk. Bu bir ilkti. Bir süre sonra Kağıthane Belediyesi'nin düzenlediği –sanırım 1980'li yılların sonuydu- şiir akşamında okuduğu "Sakarya Türküsü" şiiriyle tüylerimizi diken diken etmişti. Sanki Sakarya nehri Hasan Ağabey'in içinde çağlıyordu. Birçok şiir programında birlikte şiir okumuştuk. Sanırım en son Darıca'da bir etkinlikte birlikte olmuş, uzun uzun sohbet etmiştik. Onu her dinleyişimde içten içe ondaki efor, enerji ve uzun solukluluğa gıpta ederdim. Sahnede, ayakta ve gür bir seda ile adeta şiiri yeniden kurar, sesinin heybetiyle geçmiş zamanların ahşap duvarlarını silkelerdi. O bir hayat müfessiriydi. Ölümü tefsir edip gitti. Sanki perdenin arkasında gizlenmiş de, bir gün gelecekmiş gibi bir canlılık bıraktı geriye. Ölümünün ardından kalemimden şu satırlar dökülmüştü: "Bundan yaklaşık iki yıl önce Ramazan ayında Üsküdar Belediyesi İftar vapurunda son iftarını edip çok sevdiği şair Necip Fazıl'ın "Aynalar Yolumu Kesti" şiirinden esinlenerek yazdığı oyunu sergiledikten sonra, ertesi günün sahuruna kalkmak üzere iken evinde gözlerini yumdu. Tek kişilik ve tek perdelik oyun gibiydi Hasan Nail Canat'ın ölümü. Demek istiyordu ki: "Ey insanlar, hayat dediğimiz şey sahurla iftar arası bir süreçtir. Kimimiz sahura niyetlenir iftarını açamadan gider, kimimiz de iftarını açar sahura kalkamadan oyun biter." Hepimiz bu hayat tiyatrosunda yolunu en güzel şekilde kıvırmaya çalışan oyuncularız. Öyle kaptırırız ki kendimizi oyuna, pencereden annemizin bize seslenişi duymayız bile. Bu bir kaçıp kovalamaca oyunudur. Ortada bir körebe var, belli ki o bizim kaderimiz. Ne kadar yakalanmamaya çalışsak da mukadderat adlı körebenin ellerinde buluruz kendimizi. Ne de olsa körlerin parmak uçları gözlerden daha keskindir" ( Hayatın Üsküdar Vapurunda Tek Perdelik Ölüm Oyunu; Hasan Nail Canat - 2006 ) Mekânı Cennet Olsun! 11 Ağustos 2011 |

