Şeref Defteri
'Hasan Aksay'

Hasan Nail Canat, deve dikenlerinin arasından fışkıran bir "gül"dü


Hasan Aksay
Hasan Nail Bey, yazarlık, şairlik gibi birçok bakımdan anılması gereken meziyetlere sahip bir kardeşimiz. İlklerden olarak iz bırakan öncü yanı; ahlâki, insâni değerlerimizi sahnede dillendirme gayret ve ustalığıdır.

"Dünyada söylenmedik söz yoktur" denir. Böyleyken büyük bir tarihi geçmişi olan milletimizin son asır sanatkârları nasıl olur da ilklerinden olur? Sonbahar, kara kış girerse araya, bahar yenilenmek zorunda kalır. Toplumların da kara kışları vardır. Zamanın yeni baharlara ihtiyacı olduğu gibi, toplumların da baharlarını yenileme ihtiyacında kaldığı çağlar doğar. Böyle zamanlarda yeşile özlem, solmayan, pörsümeyen değerlere inançla sarılarak, taze bir anlatımla gönüllere ses veren, heyecan katan müstesna nasipli kimseler ilk ve ilklerden olurlar.

Kurak bir yaz vurur yeşili. Güller, menekşeler, dünya güzelliği yeşillikler nâmına ne varsa yok olur. Yeşil, her zaman topraktaki canlanmanın adı değildir. Yeşil, iman ve ahlak gibi insâni yüceliklerdeki hayatiyeti de sembol olarak ifade eder. Anadolu insanının iman, ahlak ve erdem değerleri dikkate alınarak, Anadolu sermayesine, "Yeşil Sermaye" dendiği zamanlar olmuştur. Milletin manevi iklimini vuran yabancı sam rüzgarları, geçici bir yıkım dönemi doğurabilir. Her şey yozlaştırılmaya çalışılır. Meydan, deve dikenlerine kalır. Böyle zamanlarda Hasan Nail Canat, Yücel Çakmaklı, Mesut Uçakan, Ulvi Alacakaptan gibi kardeşlerimiz, eskimez ahlak, edep ve insanlık değerlerinin yeni medeniyet tohumlarını, iman, ahlak ve ferâgat çeşmesinden sulayarak, çilesini göğüsleyerek, kara bulutlarla kaplanan ufkunu açarlar. Bunlar sanatın ilkleridir. Yeni bir bahar, yeni bir medeniyet için siyasette, edebiyatta, ticarette her meslekte, onu, iman, erdem ve heyecanla yenileyen ilkler vardır. Bu ilklere, güç veren, şevk veren toplum yiğitleri, susamış gönüller, fazla katkı imkanları bulamasalar da gönülden alakayla çırpınırlar. İnsâni değerlerin yaşamasına müsait tatlı bir iklim doğurma özlem ve gayretiyle, bir kibritle tutuşup yanan orman gibi, bu kıvılcımlarla yanıp parlamaya hazır milletimizin eşsiz gönlü vardır. İlkler için milletimizin gönül çeşmesi büyük imkandır.

Her sahadaki böylesi ilklerimiz, yalnız sanatlarıyla millete hizmet etmezler. Milletlerine, insanlığa hizmet aşkıyla, katlandığı çile ve şahsiyetleri, fedakarlıklarıyla, kısacası hayatlarıyla insani yüceliği somutlaştırırlar. Hasan Nail Canat bunlardandır.

Bu ilkler, örneksiz, kopyasız, maddi imkansız ortaya atılmış kimselerdir. Sahnesi yok, ustası yok, aleti yok, maddi imkanı yok, görünürde bir destek ve dayanakları yok. Neyle çıkarlar bu ilkler ortaya? Onun içindir ki bu iman gücünden habersizler, ilklere istihza ile bakarlar. "Gel yanımıza. Otur dizimizin dibine" diye başlar, kula kul olmayı, erdemsizlik ticaretini allayıp pullayıp, ahlak ve erdem yolunu çıkmaz sokak, hatta hayal olarak göstermeye çalışırlar. Bilmiyorlar. Bu ilklerin zenginlik, makam ve şöhret peşinde olmadıklarını görüyor ve fakat anlayamıyorlar. Bunların dayanaklarının iman, güçlerinin geçici, fani değerlere değil kesintisiz yardımcıya dayandığını göremiyorlar. Böyle olunca da, ilklerin sorumluluk duygusunun yaratılış hikmetinden, İslam’dan, "ekmeli mahluk ve eşref-i mahluk" fıtratından kaynaklandığını anlamalarına imkan kalmıyor. Bu ilkler, bu imanla ateşleniyor. Tarih boyu bütün örnekler gösteriyor ki, bu imandan yoksun kalan bütün maddi imkan ve zaferler geçici olmuş, yolda kalmışlardır. Yalnız bu ölümsüz gerçekle doğan zaferler, destanlar solmadan, kıymetinden zerre kaybetmeden yaşamıştır. İyilerin kara kışı, bir ibretlik boyudur. Allah tez ibret alıp, uyananlardan etsin.

İlklerle dünyamız yeniden bahar müjdesine kavuşmuştur. Hayat, aynı iman, ahlak ve erdem atmosferiyle güven, huzur ve dayanışma iklimine kavuşma yoluna girmiştir. Hz. Adem'den beri, hak ve adaletin ışığı bir bölgede geçici kararsa da milyonlarca gönülde ve dünyada hiç sönmemiş, kesintisiz devam etmiş ve etmektedir. Firavunlar, taş yığınlarının altında kalmış; Bilal-i Habeşi'ler, Mevlana'lar, Yunus'lar, Mehmet Akif'ler, gönüllere taht kuran, şevk ve heyecan doğuran kahramanlar olarak yaşamış ve yaşamaktadırlar. Hasan Nail Canat bunlardan, bu millettendir.

İlkler başlangıçta her dala el atmış, çok dalda denemeler yapmışlardır. Şairlik demiş, hikaye-roman demiş, sahne demiş, denemişlerdir. Bunlar, dışarıdan görünen ve yorumlanan şeklinden çoğu zaman farklıdır. Çok dala el atmanın özdeki asıl nedeni, hizmet aşkının, gayr için fedâkarlık duygusunun kabına sığmayarak çıkacak yol arayışıdır. Onların sevgisi, oyunda, şiirde, romanda, yazarlıkta, siyasette değil. "Milletime, insanlığa nasıl hizmet ederim" kaygısındadır. Hasan Nail Canat kardeşimiz böyle bir hizmet aşkının sevdalısıdır.

Bir anekdot: Anadolu yakasındaki bir sahnesinde yine seyirciler arasındaydım. Gösteri bitince beni sahneye çağırdılar. Oyunda çok şey vardı. Ama Canat usta, canını parçalamıştı adeta üç şeyin önemini vurgulamak için. Keskin çizgiler çizmişti; İslam ahlâkı, edep ve aile üzerinde. Sahnedeki kompozisyonu bir yere getiriyor, bir bakış ve bir hareketle o sahneye öyle bir ruh katıyor, öyle bir anlam kazandırıyordu ki. Sanki bir oluyor o bakış, o eda, "Ahlaksız olmaz. Çare İslam" diye bir haykırışın yüzdeki yansıması şekline dönüşüyor; diğer bir sahnede, "aileni koru" diye feryat oluyordu.

"Bir çizgiyle makale yazan karikatürist gibi Hasan Nail Canat kardeşimiz, sahne dilinin en keskin ifadeleriyle şu iki saatte bize ne güzel sözler söyledi. Dinlendirerek, eğlendirerek, gölümüze kan damlatarak, ümit ve aşk katarak, karanlıktan ışığa atarak; ışıktan karanlığa baktırarak nasihatler verdi" diye bazı noktalarını naklederek dikkat çekmiş; bu sanat diline, seviyesine ve Hasan Nail Canat'lara ve bu ilklerin kıymetini anlayıp, büyük millet olmanın ruhunu temsilen onun ifadeye çalıştığı fikrin ve aksiyonun sahibi olarak şuurla salonu dolduran bu değerli alakasına günümüz için, gelecek nesillerimiz ve tüm insanlık için ne kadar ihtiyacımız olduğunu birkaç cümleyle anlatmaya çalışmıştım.

Mekânı cennet olsun. Ve insanlık, yeni Hasan Nail Canat'larla solmayan, pörsümeyen insanlık değerlerini, İslam ahlak ve medeniyetini nesilden nesile aktararak asr-ı saadetler kurma gayret ve fedakarlıklarıyla zirvede yer alsın. İyilik yolunda başarılı bir hayat imtihanı vermeye devam etsin. Hasan Nail Canat deyince duamız bunlar olsun.

10 Eylül 2011

Bu yazı defa okunmuştur.