![]() |
Şeref Defteri 'Harun Yöndem' |
|
Hasan Nail Canat'ın "sanat" hayatı tez konusu yapılacak kadar önemlidir ![]() Harun Yöndem Hasan Nail Canat yakından tanımayı arzu etmeme rağmen yeterince tanıyamadığım bir şahsiyetti. Önceleri uzaktan uzağa adını duyardım. Sonraları filmlerde ve sahnede gördüm kendisini. Zamanla kısa süreli birkaç teşrik-i mesâimiz oldu. 21 Aralık 2003 tarihinde Fırat Kültür Merkezi'nde yapılan "40. Sanat Yılı" kutlamasında bulundum. Orada da söylediğim gibi kendisinin tiyatroya heves etmesi, bunu bir meslek olarak benimsemesi ve bir ömrü buna hasretmesi önemlidir. Doğrusu birkaç cümle içine sığdırılamayacak, başlı başına tez konusu yapılacak kadar önemli bir tercihtir bu. O, ağarmış sakalı ve eski zamanlardan kalan bir heykel gibi duruşuyla, özgüveni yüksek bir edâ ve yürüyüşle sahnede göründü mü, hele hele çok güzel yaptığı şive taklitlerinden birini yaptı mı, bir anda sizi bulunduğunuz ortamdan alıp apayrı bir dünyaya götürürdü. O müheykel duruşun arkasında öylesine ışıltılı, öylesine nurlu bir yüz vardı ki, en ciddi, en vakur duruşlar bile onunla sıcak gelir, 'acaba ne zaman tebessüm edecek' diye beklerdiniz. Hasan Nail Canat'ı yalnızca bir tiyatro oyuncusu olarak, hatta sadece bir sanatçı olarak algılar, anlatırsak haksızlık etmiş oluruz. O, aslında farklı vahaların iklimini, farklı coğrafyaların ezgilerini bize taşırken bir öncü, bir mürebbi olduğunu, esas maksadının bu olduğunu şüphesiz biliyordu. Çünkü bütün nitelikli değerler gibi camiâsı tarafından bile unutulmuş, bir kenara bırakılıvermişti. Ama kırılmamış, gücenmemiş, misyonunu sürdürmüş meydandan asla kaçmamıştı. Ne var ki, yaralı ve yorgun yüreği bedenini daha fazla taşıyamamış ve kendisi erken zamanda aramızdan ayrılmıştı. İnancım odur ki, onun bakış açısının ve düşüncelerinin ışığında yürüyen nice genç sanatçı bu firakın dayanılmaz acısını hafifletecek, zevk-i selimi daha ileriye taşıyabileceklerdir. Mekânın cennet olsun Hasan Abi! 21 Haziran 2011 |

