![]() |
Şeref Defteri 'Hakan Hüseyin Gül' |
|
Hasan Hocam; bazen bir ağabey, bazen bir baba ama her zaman hocaydı ![]() Hakan Hüseyin Gül Nasıl başlanır ki söze? Susuyor kelimelerim, birçoğu da sıraya giriyor O'nu anlatmak için... Hasan Hocam’ı ailece radyo başında dinlerdik, bir gün programda; "Kartal'da Belediye Tiyatrosu kurduk ama öğrenci sayısı 7, bu 10 kişiye tamamlanmadıkça devam ettirmeyeceğim. Ben oradayım, siz de olun" dedi. Tebessümle söyledi bu sözlerini. Ailem bana baktı, "Hayır, ben ne anlarım!" dedim. Ertesi gün 10. kişi olarak kayıt yaptırmıştım. Çok heyecanlıydım. Sahnede olmak ayrı bir şeydi. Bir de Hasan Nail Canat'tan ders alacaktım. Bu ayrı bir duyguydu benim için. Derslerimiz başladı, hem hayat tecrübesinden, hem tiyatro tecrübesinden faydalanmaya başladık. Herkes ayrı bir heyecanla gelirdi Hasan Hocam'ın dersine. Bende bu heyecan çok fazla olurdu. Kitaplarını okuduğum, hep radyo başında dinlediğim güzel insanın dizinin dibindeydim. Bu gerçekten çok farklı, çok ayrı bir heyecandı. Sevgili Hasan Hocam'ın, bir gün olsun sorularımızdan sıkıldığını hatırlamam. O, sabırla dinler, güzel güzel anlatırdı. Bazen bir ağabey, bazen bir baba ama her zaman hocaydı. Dertleşir, yol gösterir, ilgi gösterirdi. Bir gün Tolga ve Enbiya arkadaşımla doğaçlamamızdan sonra ders arasında yanına çağırdı beni "Tiyatroyu devam ettir, bu mesleğin etiğini hiç unutma" dedi. "Hocam, buradan sonra benim için zor" dedim. Gülerek "Çocuğum, sen bu işi yaparsın" dedi. Şimdi bu konuşmamız üzerinden tam 12 yıl gibi koca bir zaman geçti. Ben hala oyunculuk ve yazarlık mesleğini devam ettiriyorum. Hocam herkesi çok iyi anlar, öğrencisini çok iyi tanırdı. Yıllar sonra Hasan Hocam'ı bir gün telefonla arayarak "Hocam radyo programı yapıyorum, sizi misafir etsem gelir misiniz?" dedim. Her zaman eksilmeyen o naif ses tonuyla; "Gelirim evlat, sizler yaparsınız da gelmem mi?" dedi. Öğrencilik dönemimdeki heyecanım Hasan Hocam'ı konuk ettiğimde aynı şekilde devam etti. Uzun uzun konuştuk programda, telefonlarımız hiç susmadı, onu özleyenler radyoya kadar geldi. Dertliydi Ustam. Yozlaşan camiadan, kendisini anladığını söyleyen ama bir türlü anlamayanlardan dertliydi. Açıkça, çekinmeden söyledi mikrofon başında sözlerini. Tam bu programdan 2 hafta sonra bir sabah aldım vefat haberini. Uzun uzun ağladığımı hatırlarım. Son yolculuğunda, yan yana olan, birbirini hiç tanımayan yüzlerce kişi aynı şeyleri söylüyordu; "İyi ki tanımışız". O'nu tanıyan, O'nu bilen, O'nu dinleyen, kimle karşılaşsam gözleri dolarak en güzel kelimelerle anlattılar Hasan Hocam'ı... Hocam paylaştığınız güzel her sözünüzle layık olmaya çalışarak devam ettiriyorum bu mesleği. Şimdi birileri bu naçizane öğrencine 'Hoca' demekte. Yıllar önce "Ben yapamam" dediğim bu meslekte, ismimin önüne yeni sıfatlar da katarak devam etmekteyim. Hocam dediğiniz gibi "Sanat, gülü incitmeden gül yaprağına şiir yazmaktır". Bizler, sizin öğrencileriniz olarak incilsek de, incitmeden devam ediyoruz yolumuza. Her adınız geçtiğinde titrer yüreğimiz, gözlerimiz dolar, oralara selam olsun, size selam olsun Hocam... Saygıyla. 10 Temmuz 2010 |

