Şeref Defteri
'Ferman Karaçam'

Sevgili Dostum ve Arkadaşım; CANAT


Ferman Karaçam
Şüphesiz, sanat çok önemli. Özellikle ben sanat için derin akış diyorum. Suyun yüzünde görülen çer-çöp veya minik köpükçükler aldatıcıdır. Irmağın yatağını derinde akan su oluşturur. Sanatın her dalında da bu vardır. Sanatın yüzeyinde gördüklerimiz, göremediğimiz asıl derin akışın ve belirleyici olanın sadece küçük bir bölümünden ve dışavurumundan ibarettir.

Her sanat dalı çok önemlidir. Fakat sanatın önemi kişiden kişiye de değişiklik gösterir. Bazıları resim sanatını zirveye oturtur, bazıları şiiri, kimileri sinemayı, kimileri tiyatroyu baş tacı yapar. Toplumun algısı, sosyo-ekonomik durumu, eğitimi, kültürel donanımı elbette sanattan alacağı payı belirler. Ancak bir de sanatın taşıyıcıları bu belirlemede en etkin rolü oynarlar.

Cumhuriyet döneminde ülkemiz insanı birçok sanat dalını çok geç benimsemiştir. Daha da önemlisi toplum yapımızın ve toplumun değer yargılarının önemsenememesi sanat dallarına karşı bir direnç oluşturmuştur. Toplum sanatı itmiştir. Ve sanat da uzun zaman bir "seçkinler eğlencesi" gibi kalmıştır bizim ülkemizde. Ancak özellikle yetmişlerin ortalarından itibaren sanatın, edebiyatın kurucuları ve taşıyıcılarından bazıları yeni birer üslup ve tavırla ortaya çıktılar. Bu üslup ve tavır farklılığının asıl belirleyici tarafı toplumun değer yargılarına olan saygı idi.

İşte tam bu sıralarda ve bu anlamda sinemada, tiyatroda, hikâyede edebiyatın tüm diğer alanlarında, denebilirse romanda yeni, farklı, toplumuyla barışık; estetikte, derinlikte daha yeni ama samimi sanatçı tipi ortaya çıkmıştır. Tiyatro sanatında ise bunların başını sevgili dostum ve arkadaşım Hasan Nail Canat çekmiştir. Hem kendisinin içinden çıktığı bu toplum ve hem de ben, arkadaşım olarak onunla gurur duymuşuzdur. Çünkü o, olabildiğince kurgulanıp kendi değerlerinden arındırılmaya çalışılmış ve yine olabildiğince politize edilip sert, kaba ve yoz bir hale getirilmek için uğraşılmış yapının içine sanatın diriltici nefesini sunmuştur.

Belki kaynakları yetersiz, kurumları henüz oluşmamış, yetişmiş ve donanımlı insan kaynağından mahrum. Belki el yordamıyla ve amatörce ama şunu kabul edelim, bilelim ve asla unutmayalım ki; Hasan Nail Canat çağdaş anlamdaki Türk tiyatrosunun kurucu isimlerinin en başında gelenlerden biri olarak hep var olacaktır.

Kendisiyle bir süre Marmara FM'deki yöneticiliğim sırasında uzun bir süre birlikte çalıştık. Aynı zamanda nezih bir beyefendi olan kardeşim Hasan Nail'i minnet ve şükranla anıyorum. Rabbim en derin, en dokunulmaz ve en sıcak yerinde saklayıp yaşattığı güzellikler adına ona mağfiret etsin. Rahmetini ondan esirgemesin, inşallah...

3 Ekim 2010

Bu yazı defa okunmuştur.