Şeref Defteri
'Alper Banko'

Hasan Nail Canat benim ilk tiyatro hocamdı


Alper Banko
Hiç düşündünüz mü? Biz oyuncular bizi izleyen onlarca insanın, tanımadığımız tanışmadığımız insanların önünde telaş duymadan ya da bu telaşı oyun içindeki coşkularımıza ekleyip yazılı öyküyü ete kemiğe büründürüp sahnede bir yaşam yaratıyoruz.

Kuşkusuz rahmetli hocam, ilk tiyatro hocam Hasan Nail Canat için bir şeyler yazmaya karar verip kafamda bir plan yaptığım tarih doğum günüm olan 5 Ocak tarihiydi. 5 Ocak çok ilginç bir tesadüftür ki Konstantin Sergeyeviç Stanislavski'nin de doğum günüdür.

İlk defa oyunculuk metodu hakkında bir şeyler öğrendiğim Stanislavski de 5 Ocak 1863'te Moskova'da doğmuştur. Kendisi sahnede oyuncunun organik bir halde ( o anı gerçekten yaşıyormuşçasına ) olmasının yolunu ve buna engel olan engellerin kaldırılması üzerine bir metod geliştirmiştir. Bu metodun zamanla modernize edilmesi gerektiğini, geliştirilmesi gerektiğini kendi de belirtmiştir ( Erik Morris kitabında bahsediyor ).

Bu modernizasyon 80-90 yıl önceki imkansızlıklara rağmen Amerika'dan binlerce km yol katedip Moskova'ya Stanislavski ve ortağı Dançenko'nun çalışmalarını 2 ay gözlemleyen Lee Strozberg, Stella Adler... Ve bu kişiler Amerika'ya döndüklerinde yetiştirdikleri kimi öğrenciler ( Başta Erik Morris ) başka coğrafyalarda değişik tarihlerde yetişen Peter Broke, Jersy Grotowski ve öğrencisi Eugenio Barba... Hep tiyatro tarihindeki en büyük devrimden etkilenmiştir.

Hocam Hasan Nail Canat ise genellikle Stanislavski'ye tepki olarak metodunu geliştiren, kendisi de tarihinde tiyatro tarihine derin iz bırakan Breht'in açık oyun biçimine ve yabancılaştırma etmenine çalışmalarında yer vermiştir. Buna göre Hasan Hocam tek tip öğrenci yetiştirmemiş. Çeşitli oyunculuk yöntemlerini öğrencilerine öğretip öğrencilerinin kendi içlerindeki sanatı bulmalarına yardımcı olmuştur. Öğrencilerinin sahnede yarattıkları her güzelliği desteklemiş ve yüreklendirmiştir. Bu yüreklendirmeler ki yazımın başında sorduğum sahnede bizi tedirginlikten alıkoyan güçtür.

Hasan Hocam ile geçirdiğim kurs sezonunda aklımda kalan önemli bir ayrıntı ise o sezon çıkardığımız yedi, sekiz ( belki de dokuzdu ) oyunu biz kursiyerlerin yazmış olmasıydı. Mevcut sayımız 30 civarıydı ve gruplara ayrılarak 2 ayrı gösteri gününde oyunlar oynadık. Hasan Hocam oyunculuğunun yanında iyi bir yazardı. İlk deneyimimiz olmasına rağmen oyunlarımız çok beğenilmişti. 2001 yılındaki sertifika törenimizde konuşma yapan Üsküdar Belediye Başkanı Sayın Yılmaz Bayat o gece kendisinin de rol almak özleminde olduğunu belirtmişti.

Oyunculuk sanatı diğer bütün sanatlarda olduğu gibi hele ki bu kadar özlem çeken, kariyeri, parasal zenginliği ne olursa olsun bunca insanın yapmak istediği bu sanat yapan kişilere birtakım sorumluluklar yükler. Topluma örnek olan, topluma yol gösteren insanlar olmak. Bu da manevi ve etik değerlere sahip olmak, bu değerleri sanatı aracılığıyla başta genç nesiller olmak üzere toplumun her kesimine empoze etmek.

Hasan Hocam da bu amaç doğrultusunda sanatını icra ederdi. 2004 yılında 61 yaşında bir Ramazan ayında aramızdan ayrıldı. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

5 Ocak 2010

Bu yazı defa okunmuştur.