![]() |
Şeref Defteri 'Ali Poyraz' |
|
Teşekkürler Hocam... ![]() Ali Poyraz Gençliğimin en büyük arzusu bir tiyatro sanatçısı olabilmekti. Üniversite yıllarımda çok da memnun olmadığım mesleğimin yanına Altunizade Kültür Merkezi'nde bir yıllık tiyatro kursu alarak renk katmak istedim. Bir hobiye insan ne kadar bağlanırsa ben de o kadar bağlanmıştım. Fakat nasıl bir ortamla karşılaşacağımı bilmiyordum, ya da nasıl bir hocayla. Salondan içeri girdiğimde, tonton bir amca tiyatroyla ilgili bazı kurallar anlatıyordu. Mesafeler bir anda kısalmış, başka bir ilişki başlamıştı aramızda. Hayatımda bu mesleğe nasıl bakmam gerektiğinin ilk adımlarını atmamda bana yardımcı oluyordu. "Her şeyden önce insan olmak" konusu üzerinde başlıyordu tiyatroyu anlatmaya. Aslında insanın tiyatro oyunculuğuna (mesleğine) saygılı olabilmesi için kendisine ve çevresindekilere saygılı olması gerektiğini öğütlüyordu. O zamanlar bunun benim için çok da fazla bir şey ifade etmediğini düşünüyordum. Zamanla hayatıma işleyen bu öğüt mesleğimde şu anda bulunduğum durumun oluşmasında en büyük etkendi. Bu alana hobi olarak başlayıp meslek edinmem, yıllarımı vermem "öğrenmek hiçbir zaman bitmez mesleğimizde" sözleri beni bir Üniversitede Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümü'ne getirdi. Yedi yıldır durmadan çalıştığım ve sezonda birden fazla oyunla sahneye çıkmamda etkili oldu. Beraber vakit geçirdikçe dedemle ( Hasan Nail Canat ) sadece Tiyatro alanında kalmadı öğrendiklerim. -Öz dedem olmadığı için ben hocama dedem derdim.- Hayatla ilgili öğütleri, olaylar karşısındaki tutumu ve her zaman bize yaklaşımı etkilemişti beni. Daha sonraları hayatımda bir adım daha atmama yardımcı oluyordu. Onunla birlikte kendi ekibinde çalışma fırsatı veriyordu bana. Bu benim için inanılmazdı. Daha fazla vakit geçiriyor ve daha fazla tanıyordum onu. Son zamanlarında yanında olmak ve son gece Üsküdar'da bir oyun sonrası sakallarına dokunarak, gülüşerek, öpüşerek mutlu ayrılırken "Ali size emanet" diyordu bana. 'Efendim' bile diyemiyordum. Elbette ki bize emanet ettiği şeyler Tiyatronun parçalarıydı. Sonrasında Samsun'da buluşamadan yolda aramızda olamayacağı haberi geliyordu. –ÖLÜM– O an anlıyordum emanetinin ne olduğunu. Çok sevdiği tiyatro... Aynı şekilde geri dönüyorduk, ne olduğunu anlayamadan. 'Ama daha dün sarılmamış mıydım hocama? Sakallarına dokunmamış mıydım? Neler oluyor?' gibi saçma sapan nidalar saçılmaya başladı tarafımdan etrafa. Evet, gerçekti cenazesine vardığımızda. Hayatımda çok değer verdiğim insanlardan birini yitirmiştim. Şu an bile hala düşünürüm 'Bize kızgın mıdır' diye. Acaba o gün cenazesine mi gelmemizi isterdi, yoksa buluşacağımız Samsun'daki oyuna gitmemizi mi isterdi. Bu sorunun cevabını asla bilemeyeceğim belki ama bildiğim tek şey vardı; hayat ve tiyatro alanında bana büyük öğütler bıraktı. Sayfalara yazmakla anlatılamaz Hasan Nail Canat, sıcak bir sohbetinde bulunmak gerekirdi. Teşekkür ederim hocam, teşekkür ederim dedeciğim... 14 Haziran 2010 |

