Şeref Defteri
'Abdurrahman Dilipak'

Hasan Nail Canat, şair yürekli bir dosttu


Abdurrahman Dilipak
Ne diyebilirim ki! İnna lillah ve inna ileyhi raciun... O'ndan geldik ve O'na döndürüleceğiz...

Son oyununu oynadı ve dünya sahnesinden indi.

Dünya bizim için bir gölgelik ve eğlenceden başka ne ki!

Her Tiyatro sanatçısı, aslında bir oyun oynar... Daha doğrusu, oyunun oyunudur Tiyatro... Her insan kendi oyununu oynar... Bir an gelir, oyun biter... Artık eve dönme zamanıdır...

O, eve döndü... Oyun bitti. Perde kapandı.

Benden 6 yaş büyük... Ve Ondan ayrı geçen zaman tam 6 yıl olmuş. Yani şimdi ben tam da onun vefat ettiği yaştayım...

O, şair yürekli bir dosttu. İmam Hatipliydi. Onun okuduğu çağda İmam Hatipli olmak, 'Çile'ye talip olmaktı... Umud nesli idi... Diriliş nesli. Büyük Doğunun ihyası için cihad edecektik...

Tiyatrocu mu olmak, bir zamanlar bize çok uzak şeylerdi... "Soytarı" olmak gibi bir şey... O günler sinema ya da Tiyatro demek, bir dinsizleştirme aracı idi. Ama bizim boyumuzdan büyük hayallerimiz vardı...

Hasan Nail Abi'nin hem bir çocuk yanı da vardı... Umut dolu, heyecanlı, mütevazı...

Ne yazık ki, biz değerlerimizin yaşarken farkına varamıyoruz...

Üretken biri idi... Bir Küçük Hasancık'dı o aslında... Nur Dağında bir Çocuk'tu o. Yaralı bir Serçe gibi hep daldan dala uçtu durdu... Günahkar Babaların kurbanı olan çocuklara, Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygambere ümmet olma müjdesini ulaştırmaya çalıştı... Bir Avuç yürek Ateşini, ateşi dönmek üzere olan yüreklere taşıdı durdu.

Yazdı, konuştu, oynadı... Ve şimdi "dünya sürgünü"nü tamamlayıp "Ana yurdu"na döndü ve geride kalan dostlarını bekliyor olmalı. Bekle, biz de geleceğiz... Resulün gittiği yere, onun ayak izinden...

Ona bir Fatiha dilemekten başka ne yapabilirim ki!..

El Fatiha... Dostlara selam söyle, Allah'ın rahmetine nail olasın ey Mü'min insan...

21 Nisan 2010

Bu yazı defa okunmuştur.