Basından
'Yeni Asya Gazetesi'

Ali Rıza Aydın / Hürriyet Meş'alesi!

Yeni Asya Gazetesi / 27.01.2011

Yazıldı, çizildi; konuşuldu, kovuşturuldu. Sonuç: Kervan, devam ediyor yoluna. 7 Ocak-27 Ocak; yirmi gündür perdede... Anlaşılan o ki, daha çok konuşulacak bu yapıt. Burada, "Hür Adam" filminin prodüktörü, rejisörü, finansörü yani bu filmin hâmili; yani bu filmin hadimi Mehmet Tanrısever'i, evirmeden, çevirmeden; alenen ve peşinen tebrik ediyorum. Ardından da, emeği geçen herkesi... Bu çalışmanın maksadı ister madde, ister mânâ her ne hâl ise, bilemem. Bilinen bir şey var; riske rağmen, risk kaygısı taşımadan üretildi bu film. Bu bir cesaret, bu bir şecâat işi!

İnşâallah, Rabbimizin rızasına; Efendimizin de, memnuniyetine mazhar olur bu ekip. Sizlerle burada, "Dosthane"de paylaştığımız "Müslümanlaştırmak" başlıklı makalemizde, merhum Hasan Nail Canat'ın şeref defterinde ifade ettiğimiz "San'ata din giydirmek" kavramından yola çıkarak, san'ata dair şeylerin Müslümanlaştırılması gerektiğini, buna da ihtiyaç bulunduğunu yazmıştık (17 Haziran 2010 / Yeni Asya). Elhamdülillah, çok geçmedi, bir görüntü görüldü.

Buyurun... Ter dökülen çalışmanın ses getiren sonucu! İlânât adına, bir sinema filminin getirdiklerinin bir kısmına şöylece temas edebiliriz: Bir tarafta yüzlerce afiş, ilân; diğer yanda binlerce seyirci... Yüzlerce göze mukabil, binlerce duyan kulak...

Gördüğünü bir başkasına nakleden bir kısım insana mukabil; duyduklarını, gördüklerini ve hissettiklerini başkalarıyla paylaşacak, hatta günlerce konuşacak potansiyel bir kitle... Bir afiş, bir bilboarda yapıştırılıyor; bir film ise, ülke gündemine yapışıyor; "güm" diye düşüyor gündeme ve günlerin konusu oluyor...

Bir tanıtım, yürekleri heyecana getiriyor; öteki, ülkenin aydınını, basınını, insanını yüreklendiriyor! Hem de bu sûrette, yeni yeni belgelerin ortaya çıkmasına vesile oluyor. "Belge yok" diyenlerin gözüne, kulağına, kalbine saplanıyor, temren gibi. Konuşan Türkiye'nin az konuşan insanı, konuşmaya başlıyor.

Bakın, bakın; dikkatle kulak verin! Bir çatırtı duyuluyor, derinden; "tabular" mı yıkılıyor dersiniz? İşte, san'atın etkisi! İşte, "San'ata din giydirmek"!

Esasen, Yeni Asya camiası san'attan pek de uzak sayılmaz. Seksenli yılların başında, Türkiye'de dinî muhtevalı video filmi çalışmasını ilk olarak başlatan Yeni Asya olmuştur. Hem de, amatör fakat başarılı bir kadroyla; hem de, kendi eleman kadrosuyla!

Evet, gerçekten, oynadığı rolüne inanan, ideal addeden başarılı bir kadroyla yapıldı o günkü video filmleri. Bugün, şartlar ve teknoloji değişmiş olsa bile, gönlümüzdeki talepler hiç değişmedi. Bu da, böyle biline... Demek ki, önce inanmak gerekiyor.

Neye inanılacak? Projeye, metne, senaryoya, üstlendiği rolüne; dahası, ilettiği mesaja inanmalı, insanlar. Zaten, bundan sonrası da bize ait iş değil; takdiridir Hüdâ'nın.

"Hür Adam"ı yazan, yapan, oynayan maksadına ulaştı. Bir kısım insanlar salonlarına kabul etmeseler, bir kısım nadan, varlığından rahatsız olsalar dahi... Biz onu kabul ettik; biz onu, ruhumuzun en ihtişamlı salonuna yerleştirdik. Çünkü orada, Üstadımız var; Kur'ân'ın dellâlı var! Kur'ân-ı Kerîm'de: "Allah nurunu tamamlayacaktır, onlar istemeseler dahi" buyruluyor. Yani, vaad-i İlâhi var! Hâl böyle olunca: Bazıları ürür, birçokları yürür...

Bediüzzaman'ın hayatındaki her kesit, bir filme senaryo olacak nitelikte; o insanın her hâli, birçok hakikati gün yüzüne çıkaracak derinlikte. İnşâallah, daha büyük, daha bereketli birçok "Tanrısever" prodüksiyonlarının gerçekleşmesi duâsıyla...

"Hür Adam"ın hür kadrosuyla, yeni filmlerde buluşmak ümidiyle...

Bu haber defa okunmuştur.