![]() |
Basından 'Yansıma Dergisi' |
|
Hasan Nail Canat / Sağır Köyde Borsa Haberleri ![]() Yansıma Dergisi / 01.02.1998 AĞA: Çok kıymetli misafirlerimiz. Burası Sağırköy. Bizim köye niye Sağırköy demişler bilmiyorum. Bildiğim
bir şey varsa; bu köyde yaşayanlar hem sağır hem dilsiz hem de kördür. Köy köy değil, üç maymun kabare tiyatrosu. Elbette ki bir ağa olarak aziz halkımızın bu vaziyetinden sonuna kadar yararlanmak da bize düşüyor.
Şimdi köyümüzün meydanında seyredeceğiniz oyunun adı SAĞIR KÖYDE BORSA HABERLERİ Niye
şaşırdınız? İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olur da, niçin Sağırköy Menkul Kıymetler Borsası olmasın?
Oyunumuzu seyrederken, çok da yabancı bir köyde olmadığınızı ve hatta bu köyün halkından olduğunuzu hissedecek ve "orda bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür" mısralarını mırıldanacaksınız. Şimdi
köyümüzün muhtarı sizlere borsada son raporları okuyacak. MUHTAR: Sağırköy'de, son günlerde, borsa endekslerinde bir kaç puan düşüş vaki olmuştur. Köyümüzün uzman ekonomistleri bu düşüşlerin sebeplerini şöyle sıralamaktadırlar: Amerikan dolarının dünya piyasalarında değer kaybetmesi, komşu köyden her yıl panayır için gelen turistlerin iki köy ağası arasında çıkan tartışma sonucu artık gelmemeleri, ve köy misafirhanesindeki yatak sayısında düşüşler kaydedilmesi, hükümetimizin ürünlerimize her yıl uyguladığı taban kazıklarının bu sene hazmı gayrı mümkün ölçülerde büyümesi. AĞA: Yeter oğlum siyaset yapma, politika borsası henüz açılmadı, hangi partiye bağlanacağımıza karar vermedik. Bunun için siyaset yapmayı yasaklıyorum. MUHTAR: Haberler bu kadar ağam. AĞA: Öyleyse oyunumuz başlasın! Önce köyün delisi demokratik biçimde hepimizi taşlasın. ( Ağanın son işaretiyle ışıkların tamamı yanar, yazlık modernizme özenilerek dizayn edilmiş bir çay bahçesi görürüz. Ön son planda meczup, elindeki eski süpürgeyle saz çalar gibi yanık deyişler söyler... ) MECZUP: Bir zamanlar bizim köyün, Ekmeği has, tuzu hasmış, Ana baba baş tacıymış, Oğlanı has, kızı hasmış. 1. KÖYLÜ: Vallahi bizim evde her Allah'ın günü Mohaç Meydan Muhaberesi oluyor. 2. KÖYLÜ: Bizde de cihan savaşları çıkıyor. MUHTAR: Kim kazanıyor sonunda? 1. KÖYLÜ: Neyi? MUHTAR: Savaşı... 2. KÖYLÜ: Çoluk çocuk, ana, avrat hepimiz kırılıyoruz. Savaşı kimse kazanamıyor. AĞA: Bırakın ulan dedikodu yapmayı, kocaman herifler utanmıyor musunuz karılar gibi köy meydanında evinizde olan biteni anlatmayı, ben size kaynanamın çömlek ile kafamı kırdığını anlatıyor muyum? MUHTAR: Ağam suçun neydi de kaynanan kafanı kırdı? AĞA: Kızına bir fiske vurmuşum, bir gözü kör olmuş, bir de hafif tekme atmışım güya ayağı kırılmış. MECZUP: Sen çömleği hak etmişsin ağam, ben eşeklere bile öyle vuramıyorum. AĞA: Hadi oradan lan deli... Alırım ayağımın altına. ( Meczup eğilip ağanın ayağına bakar ) AĞA: Ne bakıyorsun lan! Aşağıdan aşağıdan. MECZUP: Ağam, her gün ayağının altına birini alıyorsun, orası çok kalabalık mı diye bakıyorum. ( Köylüler gülüşürler ) 1. KÖYLÜ: Ağam sana bir şey soracağım, dere boyundaki tarlalardan bana bir kaç dönüm satar mısın? AĞA: Ulan cahil herifler, sizi bir türlü medenileştiremedim. Afrika'daki yamyam adam oldu, siz olamadınız. Size kaç defa söylemedim mi her türlü emlak işleriniz için. KÖYLÜLER: 0900 900 918 AĞA: Nikah ve boşanma için . KÖYLÜLER: 0900 900 919 AĞA: Doğum ve cenaze işleri için. KÖYLÜLER: 0900 900 920 AĞA: Daha sayayım mı? 2. KÖYLÜ: Sayma ağam biz biliyoruz. 1. KÖYLÜ: Ağam bu numaraları ben de biliyorum, telefonum arızalı olduğu için, şahsen müracaata mecbur kalmışım. AĞA: Madem ki telefonun arızalı. KÖYLÜLER: 0900 900 929 1. KÖYLÜ: Kusura bakma ağam. AĞA: Bir kereye mahsus olmak üzere şahsi başvurunu kabul ediyorum. 1. KÖYLÜ: Sağ ol ağam. AĞA: Demek dere boyundaki tarlalardan birkaç dönüm alacaksın? 1. KÖYLÜ: He ağam. AĞA: Fiyatını biliyor musun? 1. KÖYLÜ: Yok ağam bilmiyorum. AĞA: Niye borsayı takip etmiyorsun? Biz halkımıza kolaylık olsun diye her şeyin fiyatını borsa tahtasına yazdırıyoruz. 1. KÖYLÜ: İyi de ağam okumam yazmam yoktur. AĞA: Okuma yazma kurslarına katılmadın mı? 1. KÖYLÜ: Her seferine katıldım kafa almıyor. NATO mermer NATO kafa. MECZUP: Ekmeği aşı bilirsin, Toprağı taşı bilirsin, Okumaya kafan yok da, Her türlü işi bilirsin. MUHTAR: Vallahi deli doğru söylüyor . AĞA: Ulan muhtar, git bak bakalım borsa tahtasına dere boyundaki tarlaların metre murabbası kaç para olmuş. MUHTAR: Baş üstüne ağam! ( koşarak çıkar ) AĞA: Garson bana bir kutu kola, bir de hamburger ver. KÖYLÜLER: Oooooooo... AĞA: Niye ooooo? KÖYLÜLER: Ağam bize yok mu? AĞA: Oğlum geçti o devirler, tırnağı olan başını kaşır. MUHTAR: Ağam, okumuşum. AĞA: Söyle bakalım. MUHTAR: Dere boyundaki tarlaların metre karesi 50 dolar olmuştur. AĞA: Söyle bakalım sen kaç dönüm istiyorsun? 1. KÖYLÜ: 3 dönüm yeter ağam. AĞA: ( hesap makinesini çıkartır ) üç çarpı bin eşittir üç bin, üç bin çarpı elli eşittir tam Yüzelli bin. 1. KÖYLÜ: Yüzelli bin lira mı? Allah razı olsun ağam. Tarlanın parasını hemen, aynen ve nakden takdim ediyorum. ( Parayı masanın üzerine koyar ) GARSON: Buyur ağam, kolan ve hamburgerin, afiyet olsun. ( Masanın üzerindeki paraları alır, şaşkın ) Ağam nedir bu hal? Eğer ki yanınızda dolarınız yoksa hesabınıza işleyeyim, ya da kredi kartınızı rica edeyim. AĞA: ( Garsona cebinden 10 dolar çıkartıp verir ) Al üstü de kalsın. GARSON: Sağ olasın ağam. AĞA: Görüyorsun değil mi? Senin üç dönüm tarlaya verdiğin paraya neredeyse bir kola bir hamburger vermeyecekler oğlum. 1. KÖYLÜ: Sağ olasın ağam! O paraya koca tarlayı verdin bana! Allah tuttuğunu altın etsin! AĞA: Yıkıl ulan karşımdan, alırım ayağımın altına ha. MECZUP: Kardeş sen aydan mı geldin? Çekilmiş yaydan mı geldin? Eski camlar bardak oldu, Akılsız soydan mı geldin? ( Çağrı zili sesi. Ağa belinden çağrı cihazını çıkarır ) AĞA: Garson, çabuk telefonu getir. Beyefendi beni arıyor. GARSON: ( Koşarak telsiz telefonu getirir ) Buyur ağam. AĞA: ( Acele acele numarayı çevirir ) Alo! Sağdan Çarklı Partisi Genel Merkezi mi? ....... Efendim bendeniz Sağırköy Ağası Hüsmen, Beyefendi beni aramış..... Bekliyorum...... ( Eliyle ahizeyi kapatır ) Ulan hırbolar ne gülüşüyorsunuz? KÖYLÜLER: Haline gülüyoruz ağam. AĞA: Biz edebimizden böyle hazır ol duruyoruz. Yoksa Beyefendi de kim oluyormuş? ( Ahizeye ) Buyurun efendim... Saygılarımı ve hürmetlerimi arz ederim Beyefendi... Diğer partilerden fiyat almadık. İlk arayan sizsiniz Beyefendi.... Vallahi seçim piyasasını çok düşürdünüz, ben o paraya bizim köyden rey alamam!.. KÖYLÜLER: Bastır ağam bizi ucuza satma. AĞA: O dediğiniz rakamın beş mislini verirseniz bu köye size tulum çıkarırım, yoksa bu akşam kırmızı telefona sarılırım.... KÖYLÜLER: Ne veriyor ağam? Ne veriyor? AĞA: ( Köylülere su işareti yapar ) Nasıl olsa büyük parayı veren iktidara kimin geleceğine karar da ver miyor mu? O paradan hissemize düşeni doğrudan.... Peki Beyefendi düşünün. Hürmetler ederim efendim. ( Telefonu kapatır ) MUHTAR: Ağam en son kaç para veriyorlar? AĞA: Ulan sana ne? Oylarınızı kaça satarsak yüzde 25'ini alıp kalanını size adaletli bir şekilde bölüştürmüyor muyum? KÖYLÜLER: Bölüştürüyorsun ağam... AĞA: Böylece köyümüzde kişi başına düşen milli hasılayı, komşu köylere kıskandıracak seviyeye ulaştır madım mı? KÖYLÜLER: Ulaştırdınız ağam. MECZUP: Ağanız adil adamdır , Dokuz yutar bir dağıtır, El uzatmaz kul hakkına, Hak duyar yalan öğütür. AĞA: Lan deli, ileri gitme, alırım ayağımın altına haa!! 1. KÖYLÜ: Adam başına ne düşüyor ağam? AĞA: Böyle acele ederseniz adam başına bir taş düşer görürsünüz!!! KORUCU: ( Koşarak gelir ) Ağam ağam, bizim Mahmut var ya... AĞA: Mahmut Hoca mı? KORUCU: He ağam köylüleri meydana toplamış, isyana teşvik ediyor... KÖYLÜLER: Haydin biz de gidelim. AĞA: Kimse yerinden kıpırdamasın ulan. KORUCU: Ağamızı duydunuz, yerinden kıpırdayanı mıhlarım. AĞA: Mahmut köylülere ne söylüyor? KORUCU: Diyor ki "Hepinizin evinde mukaddes kitap var, gelin o kitabın etrafında toplanalım. O kitap ne diyorsa yerine getirelim, neyi yasaklıyorsa ondan uzaklaşalım. Gelin görünür görünmez bütün putları kıralım, kula kulluk etmeyelim." İşte böyle şeyler diyor ağam... AĞA: Elbette yanlış söylüyor. O kitap hepimizin. Niye kitabımıza sahip çıkıyor, O'nu siyasete alet ediyor? MECZUP: Düzen çarkı döner gider, Tüm ışıklar söner gider, Ağa yalan söylese de, Sağırköylü kanar gider. AĞA: ( masanın üzerine çıkar ) Mahmut'un söyledikleri laikliğe aykırıdır. Ayrıca Mahmut beni ağalıktan indirip kendi ağa olmak peşindedir. Buna razı mısınız? 2. KÖYLÜ: Ağam memlekette demokrasi yok mu? Özgürce ağamızı seçelim... AĞA: Bana bak senin dilin uzamış, keserim dilini hırbo, elbette demokrasi var. Memlekette demokrasi var diye ağanızı mı değiştireceksiniz? Demokrasiye göre siz ya beni seçeceksiniz ya da...... beni seçersiniz. 2. KÖYLÜ: Öyleyse demokrasi ne halta yarıyor ağam? AĞA: Hiçbir etki kalmadan beni seçmenize yarıyor. KÖYLÜLER: Haaaa !!! AĞA: Ulan nankörler; köyünüze uydu anteni kurup, Avrupa kanallarını evinize getirtmedim mi? Burnunun ucunu size bile göstermeyen karılarınızı birer dansöz, pardon birer hanımefendi yapmadım mı? Toprak reformu yapıp köy arazisini size kakalamadım yani dağıtmadım mı? 2. KÖYLÜ: Siz toprak dağıtırken köylüler neredeydi ağam? Topluca Avrupa seyahatine mi çıkmıştık? AĞA: Heee!! KÖYLÜLER: Allah Allah, desene biz Avrupa gördük. AĞA: Kızdırmayın lan beni... Vallahi hepinizi köyden sürerim, her gün uydu kanallarından Avrupa'yı görmü yor musunuz? KÖYLÜLER: Heee!! AĞA: Sizi göz göre göre Mahmut denilen o yobazın eline bırakamam. MECZUP: Ağam sen büyük adamsın, Heykelini dikmeliyiz , Etrafına duvar örüp, Soğuk sular dökmeliyiz. KÖYLÜLER: ( Meczubun söylediklerini tekrarlar ) MECZUP: Kaybedelim öz madeni, Olalım çağdaş, medeni, Fethederken deryaları, Gemimizi batık eyle. KÖYLÜLER: ( Birinci dörtlüğü tekrarlarlar ) MECZUP: Kurtar bizi yobazlardan, Aç kurtlara katık eyle, Al kitabı elimizden, Cehenneme kütük eyle. ( Köylüler ve Meczup 1. dörtlüğü söylerken, Ağa heykel gibi durur ve ışıklar söner. ) Kaynak: Yansıma Dergisi |

