Basından
'Vakit Gazetesi'

Hüseyin Öztürk / Hasan Nail Canat

Vakit Gazetesi / 26.10.2004

Çok şey yazacağım...

Yalnız, kaş yaparken göz çıkartacağım diye endişe ediyorum.

Çok şey yazacağım...

Birilerini rezil edeceğim, ama zamanı değil diye düşünüyorum.

Çok şey yazacağım...

Fakat Hasan Ağabey hayatta değil ki, yazdıklarımı okusun ve "Eline sağlık" diyebilsin.

Şaşırdım, aptallaştım ve kabullenemedim.

Yazıyı da o halet-i ruhiye ile yazıyorum.

Öncelikle Allah rahmet eylesin. İsteyen birer Fatiha okusun.

Neresinden başlasam yazmaya, neler yazsam bilmem ki... Nereden ve ne zamandan başlarsam başlayayım, yazının içinde isyanın olmaması mümkün değil.

Yumuşak bir yazı yazsam ne bana uyar, ne Hasan Ağabey'e uyar. İkimiz de birbirimize bakarak gülerdik, "Biz bu değiliz" diye...

Ağıt yazsam, Hasan Ağabey'e yakışmaz. Övgüler yazsam, yine razı olmaz.

Bir sır küpüydü, biliyor musunuz?..

Eğer kul hakkına inananlar varsa, çok meşhur, çok göbekli, çok zengin, ayrıca hem siyasetçi, hem tüccar ve hem dindar geçinen ve her fırsatta da "Bizdensin" damgasını vurarak Hasan Ağabey'in hakkını üzerine geçiren o kadar çok kişi var ki, şöyle aklıma gelenleri sayabilsem, hiçbirinin sokağa çıkacak hali kalmaz.

Gerçi niye kalmasın ki, asıl işleri bu değil mi zaten?.. Halen de aynı şeyleri yapmıyorlar mı?..

Neyse geçelim.

Hasan Ağabey hakkında sağlığında yazı yazarken bu kadar sıkılmamıştım. Şimdi elim ayağım durdu ve zorlanarak yazıyorum.

Çünkü, yazmak istediklerimi yazamıyorum ve bilgisayara bir kafa atmak istiyorum.

İnşaallah, Hasan Ağabey anılarını yazmıştır. Çünkü başlı başına bir tarihtir o. Yaşadıkları, işittikleri, gördükleri, bizim kesimin içyüzünü ortaya koyması bakımından öyle sır dolu bilgiler taşıyordu ki...

Hani sır dediysem, ne kadar çok sömürgen olduğumuzun sırları, ele güne karşı rezil olmayalım sırları... Sanki Allah bilmiyormuş gibi...

Utanmazlara karşı utanma eylemini sürdüren bir insandı Hasan Ağabey.

İkiyüzlülüklerimiz, riyakarlıklarımız, adam sendeciliklerimiz, suistimal ve istismarlarımız konusunda o kadar çok şey biliyordu ki, beraberinde götürdüyse yazık olmuştur.

Kendisi fakirdi, daha fakir olanlara koşardı. Kimde ve nerede olursa olsun, birinin gözünde bir damla yaş görse, o gözyaşını kurutmadan ve derdine çare olmadan hiçbir yere gitmezdi.

Hayatı boyunca çekmediği çile kalmadı.

Sahnede gülerden bile ağlayan bir hali vardı.

Çünkü o herkesi güldürürdü, ama hiç kimse onu güldüremedi.

Güldüren ve düşündüren adam, ağlayarak ve bir düşünerek göçtü.

Allah rahmet eylesin ve kabrini nur eylesin.

Kaynak: Vakit Gazetesi
Bu haber defa okunmuştur.