Basından
'Vakit Gazetesi'

Mustafa Miyasoğlu / Hasan Nail'in oyunu Aynalar Yolumu Kesti

Vakit Gazetesi / 07.03.2005

Çok küçük yaşlardan beri birlikte olduğumuz dostum ve arkadaşım Hasan Nail Canat'ın son oyununu takdim edeceğim ve üst üste iki kere seyredeceğim hiç aklıma gelmezdi. Çünkü o, genellikle popüler oyunlar yazıp sahneye koyuyor ve oynuyor, çoğu zaman da benim bunları beğenmeyeceğimi zannederek oyunlarına pek davet etmiyordu. Ben de bazen ona sürpriz yapıyor, oyunlarına habersiz gidiyordum. Tabii, beni görünce biraz şaşırıyor, tavrı değişiyordu. Son olarak Samsun Kültür Merkezi'nde bizi ön sıraya almak isteyenlere, Hasan Nail'in halkla kurduğu ilişkideki tavrını korumasını sağlamak için gözüne görünmek istememiştim. Keşke onu bir kere daha şaşırtsaymışım diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü, Kayseri Tiyatrosu'nda Aynalar Yolumu Kesti adlı oyununu seyrederken gözlerim yaşardı.

Yıllarca önce İstanbul'a gelip yerleştiğinde, Nejat uygur'u bile seyretmesi gerektiğini, çünkü halk tiyatrosu yapanların ortak bir dili kullanmak zorunda olduklarını söylediğimde de yadırgamıştı. Ulvi Uraz'ın provalarıyla Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun 1970'li yıllardaki provalarında gördüklerimi ona da anlatmış, cesaret vermek istemiştim. Buna rağmen Hasan Nail'in hiçbir tiyatrocuda olmayan çekingenliği, değil bunların provasını izlemeyi, bu tiyatroların pek çoğuna gitmesini bile önlüyordu. O dönemde televizyon hoşuna gidiyordu.

Kayseri'de beraber katıldığımız tiyatroyla ilgili bir yaz kursunda, hoca olan Ankaralı tiyatrocunun tavrı onun hiç hoşuna gitmemiş, tiyatroyu kendince yapmaya karar vermesine yol açmıştı. Anadolu çocuklarının çoğunda görülen, bir şeyi ya kendince yapmak yahut da hiç yapmamak ihtimallerinden ilkini yapabildiği için, Hasan Nail gerçekten başarılıdır. Ben biraz da ülke ve dünya standartlarını düşünürüm çoğu zaman. Dostlarım bu tavrımı iyi bilirler.

Güç beğenen bir sanat ve kültür adamı olduğum halde, Aynalar Yolumu Kesti adlı oyunun skeçlerini Devekuşu Kabare ve Olacak O Kadar Televizyonu skeçleri kadar başarılı bulduğumu ve bu görüşü benimle birlikte oyunu iki kere seyreden Bekir Oğuzbaşaran ve Muhsin İlyas Subaşı dostlarımla da paylaştığımı ifade etmeliyim. O yüzden hatır sözleri değil.

Her biri Necip Fazıl'ın bazı şiirleriyle ilişkilendirilen ve bazı bölümleri şiirlerden önce veya sonra oynanan bu skeçlerin yazarı dostum Hasan Nail Canat'ı rahmetle anarken, onun adını ve hizmetini yaşatan Adım Tiyatrosu'nun hepsi de genç, ama kıdemli oyuncularını yürekten kutluyorum. Oyunu seyrettikten sonra Hasan Nail'in kadim dostlarına oyunculardan adlarını bildiklerini tanıttıkça ne kadar mutlu olduklarını anlatamam. Oyun ayakta alkışlandı. Özellikle Hasan Nail'in damadı ve Adım Tiyatrosu'nun sözcüsü sanat yönetmeni Birol Cürgül, Cahit Zarifoğlu'nun damadı Mehmet Fatih Koç, Arvas sülalesinden oluşu her halinden belli olan Harun Arvas ve Milli Gazete kültür sayfası yönetmeni Bünyamin Yılmaz ile adlarını aklımda tutamadığım bir bu kadar daha oyuncunun tiyatroyu aynı şuurda yürütmesi bu dönemde çok önemli. Tiyatronun nasıl bir ihtiyaç olduğunu bu oyunu seyrettikten sonra da anlayıp gereğini yapmayanları, bir köye muhtar bile yapmamak lazım. Bu genç adamların her birinin bir belediye tiyatrosunu kurup hocaları Hasan Nail gibi bu ülkenin temel meselelerini konu alan oyunlar yazarak sahneye koyacaklarına inanıyorum. Hasan Nail bir ekol kurmuş.

Bu türden bir tiyatroda oyunculuğu hafta sonlarının ek işi olarak 10 yıldır yürüterek, dünyada benzeri olmayan bir fedakarlığı hiç yüksünmeden, büyük bir olgunlukla sürdüren bu oyuncular, iki kere seyrettiğimiz oyundan sonra bize hocalarına bakar gibi baktılar. Aramızda sanki sözsüz bir anlaşma gerçekleşti. Bu gençleri desteklemek hepimiz için milli bir görevdir!

Hasan Nail Canat'ın öğrencileri olan bu oyuncular, çağdaş tiyatro sanatının gerektirdiği donanımlara sahip görünüyorlar. Özellikle 10. yılını dolduran pek çok belediyenin, 10 yıldır tiyatro yapan bu gençleri tiyatro sanatçısı kadrosuyla görevlendirip destek olması gerekir. Bu gençler, sanatçılardan çekinenlerin mazeretlerini ortadan kaldıracak bir seviye gösteriyorlar.

Bu gençlerin sanat faaliyetini önemsemeyecek, bu yolda yürütecekleri yaygın eğitim hizmetini dikkate almayacak kamu görevlilerini uyarmak zorundayız. Halkın değerlerine bu kadar bağlı sanatçı bulmanız imkansızken, onları yüzüstü bırakır da kültür hizmetine üvey evlat muamelesi yaparsanız, sizin ve hizmetinizin de önemsenmeyip yok sayılması tabiidir.

Kaynak: Vakit Gazetesi
Bu haber defa okunmuştur.