Basından
'Sanat Alemi'

Nesillerin Buluşması ve Sanatalemi

Sanat Alemi / 23.05.2009

Türkiye'de kültür sanat dünyasında son on yılın bana göre en önemli hareketi, bir “vefa duygusu”nun yeşermiş olması, hatta kökleşmiş bulunmasıdır. Gerçi bu asîl duygunun temeli kısmen 80'li daha çok 90'lı yıllarda atıldı, ancak gelişmesi son on yılda oldu. Artık neredeyse bu tarz faaliyetleri takip edemez olduk. Bu soylu davranış, şüphesiz çok güzel bir durumdur, kendimizi bulmadır, keşfetmedir, anlamadır. Saygı günleri ve geceleri, dergilerdeki özel bölüm ve sayılar, armağan ve vefa kitapları, üstün hizmet ödülleri ve diğer takdir şekilleri, bir bakıma bizim aslî hüviyetimizi de günışığına çıkarmış bulunuyor.

Bu konuda yıllar önce Türkiye Yazarlar Birliği Yıllığı'nda yazdığım bir yazıda, sözkonusu hareketi “nesillerin buluşması” olarak tanımlamıştım. Evet ustalar ve çıraklar artık bir araya geliyor, üstatların hatırı soruluyor ve genç nesiller geçmişte hizmet etmiş sanatkârlarını, münevverlerini tanımaya başlıyor. Bundan daha önemli bir şey olabilir mi?

Geçenlerde tiyatro sanatkârı ve yazar Hasan Nail Canat için yapılan toplantıdan bahsetmiştim. Bugün de gazeteci yazar Nusret Özcan için Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde bir program yapılıyor. 30 Mayıs Cumartesi akşamı dâhi ses sanatkârımız Kâni Karaca için aynı salonda buluşacağız.

“BİR MERHAMET YAZARI”

Benim cep telefonuyla başım pek hoş değil. Mecbur kalmadan kullanmak istemem. Ama bazen güzel haberleri de bu cihazdan alıyorum ve kısmen sempati ile yaklaşmaya başlıyorum. Geçenlerde de böyle bir olay cereyan etti. Cep telefonuma gelen mesaj şöyleydi: “4 Mayıs'ta (2009) Akatlar Kültür Merkezi'nde 20-22 saatleri arasında Selim İleri Gecesi. Ah keşke gelseniz!”

Dâvet bile çok zarif ve romantik değil mi? Uzun bir aradan sonra o salona gittim. Tahmin ettiğim gibi neredeyse bütün sanat, edebiyat camiası oradaydı. Sinema sanatçıları, tiyatrocular, edebiyatçılar, gazeteciler, yayıncılar...

Uzaktan Doğan Hızlan'ı görüyorum, çevresinde bir grupla sohbet ediyor. Az ileride Ali Çolak ve Abdullah Kılıç… Selâmlaşıyoruz. Ali Bey, “Selim İleri, herkesi buraya topladı” şeklinde düşüncesini açıklıyor. Salon dolu. Programı düzenleyen Faruk Şüyun'da haklı bir telâş. Bir ara bana, “Taha Akyol gelecekti, gördünüz mü?” diye soruyor. Görmediğimi söyleyince salonu kolaçan etmeye başlıyor.

Dergâh Yayınları'nın sahibi Ezel Erverdi, oğlu Âsım Erverdi, kızı Aslı Hanım, gelini Işıl Erverdi, hocam Prof. Dr. İnci Enginün, Varlık Dergisi Yayın Yönetmeni Enver Ercan, Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Sinan Uluant ve eşi Zeynep Uluant ilk bakışta görebildiklerim...

Salona geçiyoruz. Ortalara yerleşiyorum. Yanımda sitemizin yazarlarından Sevim Arslan ve arkadaşı Arzu Başlantı oturuyor... Ön sıralarda Ayşe Kulin, Gülriz Sururi, Doğan Hızlan... Taha Akyol geliyor... Sevinç Çokum'u görüyorum... Oğlu Ali ile birlikte. Ali de kocaman olmuş maşallah. Daha düne kadar minnacık bir çocuk iken delikanlı olmuş, edebiyatçı annesiyle birlikte dolaşıyor. Füruzan'ı fark ediyorum az sonra... Yönetmen Halit Refiğ salonun karşı tarafında eşi Gülperi Refiğ ile oturuyor... Gecenin ikinci yıldızı, her zaman her yerde olduğu gibi sinemanın sultanı Türkan Şoray…

Konuşmalar umumiyetle muhtevalı ve güzeldi. Ama ben en çok Taha Akyol'un değerlendirmesini önemsedim. Akyol, İleri'yi bir “merhamet yazarı” olarak anlattı. Hatta eserlerinden örnekler verdi. Doğrudur. Selim İleri bir sevgi, acıma ve bir merhamet yazarıdır.

TOPKAPI'DA SANAT RÜZGÂRI

Ve bu çalışmalar çerçevesinde Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ. birlikte önemli organizasyonlara imza atmaya başladılar. Topkapı Kültür Parkı'nda hizmete sunulan Türk Dünyası Kültür Merkezi'nde ilk faaliyet sanat tarihimizin zirve ismi Oktay Aslanapa içindi. O gün kültür merkezi, ilim, fikir ve sanat dünyasının buluştuğu bir sahneye dönüştü. Daha önce bu sitede bahsedildi programdan. Şimdi aynı mekân, 28 Mayıs Perşembe akşamı Semâvi Eyice için hazırlanıyor. Haddim olmayarak İstanbul'un hâfızası diye târif ettiğim Semâvi Eyice hakikaten denilebilir ki İstanbul'u en iyi bilen, en iyi anlatan en büyük âlimdir. Tanıtım afişine de “İstanbul'un hâfızası” yazıldı nitekim. Hocamızın yakın dostları Oktay Aslanapa, Necdet Sakaoğlu ve Gündegül Parlar Semavi Hoca'yı anlatacaklar. Tabii başka ilim ve fikir adamları da olacak orada. Fırat Kızıltuğ hocamız yine bizim öz mûsikîmizden eserler seslendirecek ve gönülleri şâd edecek. Yine fotoğraf ve eserlerden oluşan bir sergi gezilecek, yine dostlar bir araya gelecek ve huzurla selâmlaşacak, sohbet edecekler.

HATEMİLER VE DERGÂH

Üsküdar Belediyesi ile birlikte ESKADER'in düzenlediği “Şairlere Saygı Geceleri”nin sonuncusu da yapıldı. Tabii bu sezonun. İnşallah Ekim'den sonra yeni bir format içinde devam edecek. Hüsrev Hatemi için düzenlenen saygı gecesine şairin kardeşi Hüseyin Hatemi de katıldı ve çok güzel bir “şiir muhabbeti” başladı. Sohbet zaman zaman şiir rekabetine, atışmalara dönüştü. Neşeli gece, çok renkli geçti. Unutulmaz ilginç diyaloglar yaşandı. Yusuf Dursun ve Bestami Yazgan'ın Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi'nde sundukları programda ben de kısa bir konuşma yaptım. Hüsrev Hatemi'yi sorular yöneltildi. Bunun üzerine hâtıralarını, eski İstanbul'u ve çocukluk yıllarını anlattı, zaman zaman da bazı şiirlerini seslendirdi. Bu arada Hüsrev ve Hüseyin Hatemi kardeşler arasında zaman zaman şiir müsabakası yaşandı. Kimin daha önce şiire başladığı ve hangi şairin daha iyi olduğu tartışması dinleyiciler arasında ilgiyle takip edildi. Nüktelerin yer yer dinleyicilerin kahkahalar atmasına yol açtığı gecede Hatemilerin yakınlarını sahneye davet ettik. Hocanın kadîm dostları Ezel Erverdi, Ebubekir Erdem, Fırat Kızıltuğ, Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Sevim Arslan ve Memduh Cumhur Hüsrev Hatemi ile olan müşterek hâtıralarını anlattılar. Birbirinden güzel anekdotlar dikkatle dinlendi. Programın sonunda Hüsrev Hatemi'nin Dergâh Yayınları'ndan çıkan hâtıraları dinleyicilere armağan edilirken, bütün konuşmacılar sık sık alkışlandı. Toplantının sonunda fotoğraflar çekildi. Hüsrev Hatemi ile köklü ve sıcak bir dostluğu bulunan Ezel Erverdi'nin konuşması son derece sıcak ve samimiydi. Bu durum, kültür dünyamızda nâdir görülen yayıncı-yazar yakınlığının bâriz örneklerinden biriydi.

RÜZGÂR ANADOLU'YA YAYILIYOR

Geçen yıl Mürsel Gündoğdu'nun gayretiyle Kocaeli Sosyal Bilimler Lisesi'nde merhum Ali Fuad Başgil için bir toplantı yapmıştık. Mehmed Niyazi, Rasim Cinisli ve Niyazi Kutan çok değerli konuşmalar yapmışlardı. O zaman Mürsel Beye demiştim ki, “Aziz dost, Türkiye'de herkes Ali Fuad Başgil'i unutsa da sizin unutmamanız lâzım. Çünkü okulunuz onun adını taşıyor. Bence en az senede bir gün de olsa bir toplantı yapmalısınız. Vefalı duruşunuzu bu şekilde göstermelisiniz” demiştim. Sağolsun Mürsel Bey bu temennimi takdir etti ve önemli bir karar verdi. “Her yıl bir program yapılacak inşallah.” Bu sene de gerçekleşiyor. 27 Mayıs Çarşamba günü Av. Safa Mürsel, Can Alpgüvenç ve Dursun Ali Taşçı ile birlikte Kocaeli Kartaltepe İlçesi'nde Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi'nde olacağız. Bilhassa Kocaelili okuyucularımızı o gün salona bekliyoruz. İnşallah, bu demokrasi kahramanımızı, bu üstün ilim ve fikir adamımızı, Gençlerle Başbaşa'nın yazarını da rahmetle, minnetle ve şükrânla yâd edeceğiz.

KUBBEALTI MEKTEBİ

Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı benzer hizmetlerin öncüsüdür bilindiği gibi. Diğer bütün vakıf ve dernekler bu ocaktan istifade ettiler ve başlattığı hizmetleri devam ettirdiler, ettiriyorlar. Geçenlerde Türk mûsikisi üstatlarından merhum Cahit Gözkan için mükemmel bir program yapıldı. 30 Mayıs Cumartesi günü de kanunî Reha Sağbaş bizimle birlikte olacak ve rahmetli hocası Cinuçen Tanrıkorur'u yâd edecek. Aynı gün Süleymaniye'deki Darüzziyafe'de (Türk Dünyası Kültür Merkezi) geçen yıl Hakka yürüyen Dilâver Cebeci için bir anma toplantısı yapılacak. Tabiî ki yeni yapılacak bütün bu faaliyetlerin ayrıntılı bilgileri, sitemizde yer alacak. Merak eden okuyucular, burada takip edebilir şüphesiz.

SANATALEMİ'NDEKİ GELİŞMELER

Her şeyden bahsediyoruz da Sanatalemi.net sitemizden bahsetmeye fırsat bulamıyoruz değil mi? Yayın yönetmenimiz Mahmut Bıyıklı, yoğun çalışmalarından fırsat bulup bunları yazmaya başlamadı henüz. Ondan ayrıntılı olarak yazmasını bekliyoruz, bekleyeceğiz. Ama dostumuzun da izniyle, bu arada yapılan çalışmalardan kısaca söz edelim isterseniz.

Site karmaşık meselelerini şükürler olsun ki halletti. Yeni bir teknik müdürümüz var. Daha önce yaşanan problemler artık yok. Ve her geçen gün Sanatalemi.net eksikliklerini tamamlıyor. Bu arada site ile ilgili olarak okuyucularımızın düşüncelerini, tekliflerini almaya devam ediyoruz. Biliyorsunuz bunun için sanatalemi@gmail.com ve sanatalemi@hotmail.com adreslerine yazmak gerekiyor. Özellikle eski yazılarını siteye ekletmek isteyen yazarlarımız sorumlu editörümüz Mustafa Demirci ile görüşmelidirler.

Sanatalemi'nin yeni görüntüsü ve muhtevası genellikle beğenildi. Ama mevcut eksiklikler de her geçen gün tamamlanıyor. Bu arada sitemize yazı ve şiirlerini göndermek isteyen okuyucularımızın yukarıda verdiğim adresleri kullanmaları gerekiyor.

Sanatalemi'nin yanı sıra biliyorsunuz iki sitemiz daha var. Biri sanatalemi'nin de bağlı olduğu ESKADER'in sitesi: www.eskader.net Diğeri ise www.medeniyetimiz.com Her iki sitemizi de Sanatalemi gibi hergün ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Çünkü bu iki sitemizde de mühim haber, yazı, röportaj ve duyurular yer alıyor.

ESKADER'in önemli faaliyetlerinden biri olan kurslar önümüzdeki hafta başarıyla tamamlanıyor. Tabii ki bu dönemin kursları... 30 Mayıs'ta son defa derslere girilecek ve Yazı, Şiir, Senaryo ve Türkçe kurslarına devam eden öğrencilere sertifikaları verilecek. Kurslar Ekim 2009'dan sonra yeniden başlayacak.

Aziz okuyucular, ESKADER, Sanatalemi ve Medeniyetimiz ile alakalı düşüncelerinizi, tekliflerinizi, 0 (212) 5112323 ve 5112324 numaralı telefonları arayarak basın ve halkla ilişkiler sorumlumuz Mustafa Demirci'ye iletebilirsiniz. ESKADER'e üye olmak isteyen okuyucular da aynı şekilde hareket etmeli ve arkadaşımızdan ayrıntılı bilgi almalılar. Bu arada üye sayımızın her geçen gün arttığını da müjdeleyelim.

Yaz programlarını merak edenlere hatırlatmak istiyorum. Kış boyunca bu kadar faaliyet yapan ESKADER mensupları, artık birazcık da tatili ve gezmeyi hak ediyor değil mi? İnşallah Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında kültür gezileri yapacağız. Önce İstanbul içi, sonra Marmara, daha sonra Anadolu...

Hayırla kalın, sağlıcakla kalın. Allah'a emanet olun.

Bu haber defa okunmuştur.