![]() |
Basından 'Milli Gazete' |
|
Hüseyin Goncagül / Ramazan Geceleri ![]() Milli Gazete / 22.10.2005 Ramazan günlüğü yazacaktım ama yaptığımız işler daha çok geceleyin olduğundan doğrusunun böyle olduğunu düşündüm. Osmanlıdaki Ramazanları okuduğumda ilk günlerin tatil edildiğini, işlerin hafifletildiğini öğrenince sevindim. Mesela geçen geceki gündemimi hatırladım. Erzurum’daki Ramazan etkinliği davetinden dönüşte iftarımı Taksim civarında yapmak zorundaydım ki bir anma programına yetişebileyim. Ağa Camii’ne vardığımda akşam ezanı okunuyordu. Allah razı olsun bir hayır sahibi bir kutu hurma almış namazdan önce orucumuzu açtık. Derken Kültür Merkezindeki anma duasına katıldık.Oradan Fatih Camii avlusundaki Ramazan etkinliklerine yetişerek hediyeli sorularla peygamberler tarihi yarışmasını çocuklara yaparak oradan Anadolu yakasındaki evimde bir saat istirahat ettikten sonra TV5’teki Sahur programım için yola revan oldum. Eve döndüğümde güneş doğmadan sabah namazımı eda ettim. Ve gün başladı... Pekala bu sonuca göre gündüz mü yoksa geceler mi Ramazan medeniyetimizde daha aktif oluyor, sorusunun cevabı nedir? İsmail Hakkı Ortaokulu İmam-Hatip’li olmanın toplumun bazı kesimlerinde çekinceli olduğunu varsayarak kendini gizleme kompleksi düşüncesi üzerine şimdi de The İmam adlı bir film yapılmış. Bunun üzerine bir hatıram canlandı. 1970’lerde Orta 3’üncü sınıfta yatılı olarak okuduğum İmam-Hatipli yıllardayım. Kabıma, sınıfıma ve okuluma sığamadığım delikanlı olma dönemimdeyim. Devlet Tiyatrolarının oyuncu alma sınavlarına katılarak başarıyla kazanıyorum. Daha sonra sekreterya kimlik formumu doldurduktan sonra bana okulumun ismi bölümüne yazdığım İmam-Hatip Okulu kısaltması olan İ.H.Okulu’nun hangi okul olduğunu sorduğunda ise cevabım şöyle oluyor: ‘İsmail Hakkı Ortaokulu...’ Demek 28 Şubat zihniyeti bu ülkede hep varmış ki bize bazı yerlerde gizlenme hissini bize yaşatıyormuş... Kabristan Evler Geçen cuma hutbesinde anlatılan Ramazan’a ilişkin iki hadis zihnimde yer etti: Efendimiz buyurdular: “En kötü davet, sadece zenginlerin çağırılıp davetliler içersinde yoksulların bulunmadığı davettir...” Diğer bir uyarı ise: “Evlerinizde Kur’an okuyunuz. Yoksa evleriniz kabristan evlerine döner. Hasan Nail Canat:Hasenat Her fani gibi o da misyonunu tamamladı ve bekaya intikal etti... Bu Ramazan tam bir yıl oldu. Geçen akşam dostlarıyla onu rahmet ve minnetle anma cemiyetleri vardı, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde ve Üsküdar Belediyesi Ramazan Etkinliklerinde... Bir de dün gece Sahur Vakti’ne konuk olduğum TV5’teki Yusuf Özkan Özburun’un programında. Çünkü onun farklı bir anlamı vardı. Geçen yıl sunumunu yaptığım program sırasında gelen canlı telefon bağlantısıyla aldığım vefat haberini medya kanalıyla duyurma hüznümüzü hiç unutmuyorum. Ölümün şakası yoktu. Ne bir saniye önce ne de sonra vade dolduğunda teslim olunarak : “İnna Lillah ve inna ileyhi raciun” hükmü yerine gelmekte en kadir ve en güçlü tarafından... Allah hepimize hasenat hanesi dolu hüsnü hatimler-güzel ölüm- ve ardımızdan rahmetle yadedilmeler nasip eylesin. Not: Hasan ağabeyin televizyondaki Sahur programıma konuk olduğu zaman yazdığı hatıra defterimdeki imzalı yazısı: “Allah, kuşları kanatsız, dostları Canatsız, milleti sanatsız bırakmasın” O şimdi en büyük dostla beraber, inşaallah... |

