![]() |
Basından 'Milli Gazete' |
|
Sonsuz karelerdeki yönetmen! Milli Gazete / 03.05.2009 Usta yönetmen Mesut Uçakan'ın 35. Sanat Yılı Programı Dedeman Oteli'nde gerçekleşti. 55 yıllık yaşamının 35 yılını sinemaya adayan ve bu yolda bildiğini anlatmaktan çekinmeyen, yorulmayan, bıkmayan Türk sinemasının yegâne yönetmeni Mesut Uçakan, düzenlenen bir programla sanatının 35 yılını seyircileri, dostları ve yol arkadaşlarıyla beraber kutladı. Seyid Çolak Mesut Uçakan ismi, görüşünüz ne olursa olsan benliğinizin bir yerinde kazılıdır. Aslında bir yönetmen için bunu gerçekleştirmek hem zor, hem de büyük başarıdır. Mesut Uçakan bunu başarmak için ne kendi benliğinden taviz verdi ne de inandığı doğruları söylemekten vazgeçti. Onu diğer yönetmenlerden ayrı tutan en büyük özelliği de bu vakur duruşu oldu. Beraber hareket ettiği ve sürekli yollarının kesiştiği Yücel Çakmaklı'nın dediği gibi, 'O, vazgeçmesini bilmeyen adam'dı. Kimine göre 'İslami', kimine göre 'Milli', kimine göre de 'Beyaz' sinema olarak adlandırılan sinema akımının kullandığı dil olan maneviyatı öne çıkarma çabası içinde yer aldı. Bu çabası bir takım çevreleri fazlasıyla rahatsız etse de, hazmedilemeyecek eleştirilere maruz kalsa da inandığı yoldan dönmek aklına gelmediği gibi, adımlarını daha da hızlandırdı. Bu cesur adam her adım atışında kimileri onu kucaklamak için kollarını açarken, aslında seyredildiğinde kendilerinin de fazlasıyla faydalanacağı kişiler filmlerini seyretmek yerine çelme takmayı yeğledi. Mesut Uçakan bu gibilere karşı bir röportajında 'Sinemamızın Donkişotuyum' lafını da esirgemedi. Boş kafalara karşı savaştı ama boşuna savaşmadı. Mesut Uçakan şimdi sanatında 35 yılını devirdi ve artık ustaca filmler üretecek evreye geldi. Şimdi onu daha iyi anlamak ve sanatına daha saygın bakabilmek için ürettiği filmleri tekrardan izlemek gerekir. O'nun Türk sinemasındaki zorlu yaşamını biraz özetlemek isteriz. Lakin bu uzun yolu kısaca anlatmak yetersiz kalacağı için sanatından bazı kesitleri sizlerle paylaşmak daha makul olacaktır. Her yaptığı film olay oldu Mesut Uçakan'ın sinema sanatına olan tutkusu henüz 19 yaşında, 1972 yılında İstanbul'a geldiğinde başladı. İstanbul'da yaşadığı ilk günleri 'kendimi koca bir çöle atılmış gibi hissediyorum' diyerek özetlese de aslında sanatını geliştirebileceği en iyi yer de burasıydı. Kendini İstanbul'un şaşaalı yaşamına atmak yerine inandığı değerleri en güzel bir biçimde yol arkadaşı Yücel Çakmaklı'nın açılışını yaptığı yolda devam ettirmek istiyordu. Bunun için de Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu'nda yaptığı ilk iş MTTB Sinema Kulübüne katılmak oldu. Ardından arkadaşlarıyla 'Akın Gurubu'nu kurarak o dönemde gençliğin içine çekildiği kavga ortamını anlatan 'Gençlik Köprüsü' filmini çekti. Film amacına ulaşsa da gurup dağıldı. Mesut Uçakan daha sonra senaryosunu da yazdığı ve ilk filmi olan 'Lanet' filmini çekmek için 5 kişilik bir gurup kurdu. Ardından bir biri ardına yıllardır beynini kemiren ve 'anlatmalıyım' dediği hikâyeleri beyaz perdeye taşıdı. 'Kelebekler Sonsuza Uçar' kapalı gişe oynadı Başörtüsü zulmünü anlattığı film olan 'Yalnız Değilsiniz' o dönemler büyük ilgi çekse de başörtü zulmünü gerçekleştirenler hâlâ görevlerini büyük ustalıkla sürdürmekteler. Başörtü zulmünden sonra ülkemizin hukuki anlamda kara leke olarak taşıdığı İstiklal Mahkemelerinde yargılanan ve haksız yere idam edilen İskilipli Atıf Hoca'nın hukuki katliamını konu alan 'Kelebekler Sonsuza Uçar'ı halk tarafından büyük ilgi gördü. Film haftalarca kapalı gişe oynadı. Filmin gördüğü ilgiden rahatsız olanlar ve hâlâ İstiklal Mahkemelerinde karar veren hâkimler kadar acımasız olanlar Mesut Uçakan'ı durdurulması gereken bir sinemacı olarak gördü. Filmlerine finans sağlayan şirketlere baskı yapıldı. İmkânları kısıtlandı ve Uçakan'ı yıldıracak birçok faaliyette bulunuldu. Mesut Uçakan bu sanat düşmanlarına karşı işlerini ertelemeden yoluna devam etti. Son filmi 'Anka Kuşu'na kadar sinemaya Necip Fazıl Kısakürek'in büyük eseri olan 'Reis Bey' de dahil olmak üzere 'Sonsuza Yürümek', 'Çöküş', Ölümsüz Karanfiller' gibi onlarca kaliteli film ve belgesel kazandırdı. Şimdi seyirci 35. yılında Mesut Uçakan'dan merakla ustalığını konuşturmasını ve ülkemizin kanayan yarası olan birçok sorununu dillendirilmesini hatta haykırmasını istiyor. Hem de şimdiye karşı taviz vermediği o dik duruşuyla ve kendine has üslubuyla... Ve SON Hüseyin Öztürk'ün sunduğu gecede Serdar Gökhan ve Gaffar Uzuner'in yanı sıra çok sayıda dostu Mesut Uçakan'ı anlattı. Sinema eleştirmeni İhsan Kabil ise, 70'li yıllarda bir sinema dergisinde yazıları yayınlanan Mesut Uçakan'ı merak ettiğini, sonraki yıllarda çalıştığı Sur filme giderek tanıştıklarını anlattı. Uçakan'ın günümüze kadar çektiği filmlere de değinen Kabil, Millî ya da Beyaz olarak tabir edilen sinemanın ülkede nasıl bir karşılık bulduğunu da ele aldı. "Bütün zorluklara göğüs gererek sayısız film çekti" Geceye büyük emekleri geçen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk ise, MTTB döneminden beri tanıştıkları Mesut Uçakan'ın sinemamız için önemine işaret etti. "Bütün zorluklara göğüs gererek sayısız film çekti. Yılmadı. İlk tanıştığımız dönemden beri çalışmalarını takdirle karşıladığım bir yönetmendir kendisi. Mesut Uçakan bu dönemde de filmler çekmeli, çalışmaları devam etmeli" diyen Öztürk, Uçakan'a ve diğer önemli ustalara her zaman destek vereceklerini de kaydetti. Geçtiğimiz aylarda Yücel Çakmaklı filmleri haftası da düzenleyen Kültür Müdürlüğü takdir gören işlerini geçtiğimiz hafta Hasan Nail Canat'ı anma toplantısıyla devam ettirmişti. Dedeman Otel'de gerçekleştirilen toplantı için çok iyi hazırlanan Kültür Müdürlüğü'nün gayreti Mesut Uçakan'ı da mutlu etti. Uçakan, Hüseyin Öztürk'e düzenlenen gece için teşekkür etti. Gökmen'in mini bir konser verdiği 35. Yıl gecesinde Mesut Uçakan filmlerinden kesitler de seyredildi. Hüseyin Karaca'nın hazırladığı Mesut Uçakan kitabı ise günün sürprizi oldu. Herkes evlerine dağılırken benim zihnimde günü, hatta hayatı özetleyen Mesut Uçakan'ın sözleri olan 'Aslında hepimiz sonsuz karelerden oluşan bir filmin içindeyiz' cümleleri geçiyordu. Hayatın gerçeklerini ve gerekliliklerini anlatan kişi olduğun için diyorum ki, "Daha kat edecek çok yol var üstad...' Ekrem Kızıltaş: Halkın sesi oldu Programda ayrıca gazetemizin yayın danışmanı ve yazarımız Ekrem Kızıltaş da hatıralarla süslü konuşmayla Mesut Uçakan'ı anlattı. Kızıltaş konuşmasında, halkımızın yüzde 99'u Müslüman olan ülkemizde ne yazık ki sinemamızda dinimizi anlatan filmlere rastlayamazdık diyerek, "Mesut Uçakan sinemamızda duymak istediğimiz Allah ve Peygamber lafızlarını bizlere duyuran kişidir. Sinemayı kendi dinlerine karşı kullananlara karşı çıkmış ve kendi derdini anlatmaya çalışmıştır." dedi. Mesut Uçakan'ın bazı filmlerini Millî Gazete'de çektiğini de kaydeden, Kızıltaş, yönetmenliğin ne kadar zor olduğunu o çekimler esnasında gördüğünü dile getirdi ve yaşanılan sıkıntılardan örnekler verdi. Kızıltaş ayrıca bu gibi faaliyetlerin sanatçının hayattayken yapılmasının daha iyi olduğunu söyleyerek benzer programların artırılması gerektiğini de söyledi. Halit Refiğ: Dünya sinemasında benzeri yok Usta yönetmen Halit Refiğ, Mesut Uçakan'ı ve sinemasını anlattığı konuşmasında sık sık anılarına da yer verdi. Uçakan için, 'sinemamızın manevi yönlerini ortaya çıkaran yegâne yönetmenlerden biridir' diyen Refiğ konuşmasına şu cümlelerle devam etti: "Mesut Uçakan kendisini 'Milli Sinema' diye adlandırdığımız akımın içinde gösterir. Bu da ona bir takım külfetler getirir. Bunları başarmak için bugüne kadar yılmadan çalıştı ve hanesine onlarca film yazdırdı. Uçakan filmlerine baktığımızda dünyada İran da dahil, (Halit Refiğ'in bu sırada gözüne Yücel Çakmaklı ilişiyor ve burada gülümseyerek Türkiye hariç cümlesini ekliyor) İslami hassasiyeti öne çıkaran başka bir yönetmen yoktur. Bunu yaparken de en iyisini sunmak istiyor. Filmleri de zaten bizlere Mesut Uçakan'ın sanat anlayışını özetliyor. Uçakan ayrıca sinemasal anlamda ülkemizdeki farklılıkları da en iyi şekilde filme aktaran kişidir. Derdini anlatırken karşı tarafı kırmamaya özen gösterir. Sinemayı kendi çıkarları için kullanmak yerine halkın derdini anlatmaya adamış bir yönetmendir kendisi. Bunun için Mesut Uçakan daha birçok filme imza atacak ve yöneteceği filmler yönettiği filmler gibi kaliteli olacaktır." Yücel Çakmaklı: İstediğini en iyi şekilde anlatabiliyor Millî sinemanın önderi olan ve açtığı yolda birçok sinemacıya ilham kaynağı olan Yücel Çakmaklı da Mesut Uçakan'ı 35. Sanat yılında yalnız bırakmadı. Yücel Çakmaklı'nın kürsüye çıkmadan önceki heyecanlı hali gözlerden kaçmıyordu. Mikrofonu eline aldığında ise ilk iş olarak heyecanından bahsetti. Ardından Çakmaklı da Halit Refiğ usta gibi Mesut Uçakan'ı en iyi anlatacak cümleleri kurmaya başladı. 'Türk sinemasının tarihi gelişmesi içinde bazı akımlar ortaya çıktı' diyen Çakmaklı, "Fakat 1960'dan sonra yeni anlayışlar yani toplumsal konuları işleyen filmler ortaya çıktı. Biz de ülkemiz için büyük ihtiyaç olan 'Milli Sinema'nın açılışını yaptık. Bu türün örneği filmler hem ülkemiz için iyi sonuçlar verdi hem de sinemamıza yeni bir soluk getirmiş oldu. Kurduğumuz sinema kulüpleriyle sinemamızı daha fazla yaymaya çalıştık. Bunun göstergesi olarak genç sinemacılar bu yolu takip etmeye çalıştı ve en iyi örneklere imza attı." ifadelerini kullandı. Çakmaklı, "Mesut Uçakan sinemaya sinema yazılarıyla başlamış bir yönetmenimizdir. Onunla önceleri sinema üzerine sohbetlerimiz olurdu daha sonra usta çırak ilişkisi içerisinde işlere imza attık. Şimdi kendisi bizim sinemamızı daha iyi yerlere getirmek için çabalıyor. Uçakan sinemada iyi anlatıma sahip ve istediğini en iyi şekilde seyirciye aktaran bir üsluba sahiptir. Mesut Uçakan benden sonra işi devralan, İslami duyarlığa sahip filmleri daha ileri boyutlara getiren en önemli kişidir. Ayrıca 'Anka Kuşu' dünya sinemasına yeni soluk getirecek önemli bir filmdir. Uçakan'ın sıkıntılarını biliyoruz, inşallah hem Mesut Uçakan için hem de yeni gelecek sinemacıların önü açılır ve iyi filmler oraya çıkarırlar. Bunun için de her türlü desteğe hazırız." şeklinde konuştu. |

