![]() |
Basından 'Milli Gazete' |
|
Hüseyin Goncagül / Devrime ihanet Milli Gazete / 01.11.2008 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda 1960 Erbakan Hoca’nın ilk Türk otomobili olarak yaptığı araba Cemal Gürsel’in huzurunda sunumla start vermişti. Şimdilerde Devrim otomobili belgesel filmi hazırlayan Tolga Örnek kendisine yakışanı yapmış Hoca’nın hiç adını bile anmamış bu filmde. Sağolsun Tolga’ya da bu yakışır. Çünkü daha önce çektiği Çanakkale filminde de insancılıkla adına Çanakkale’de ölen yabancı askerleri acındırıyordu filminde... HASAN AKSAY ARADI Pazartesi akşamı ofisimden çıkmak üzereydim ki cep telefonum çaldı. İyi ki de çalmış çünkü cep telefonumun sesi kapıyı kilitlerken fark ettim içerden geliyor. Yani telefonumu yanıma almayı unutmuşum. Arayan ses tanıdık geldi. ‘Ben Hasan Aksay’ dedi. Allah razı olsun kendisinden. Bazı arayanlar gibi o günün telaşı içerisinde çoktan bilmeceli test yapıp da ‘beni hatırladın mı’ sorusunu yöneltmediği için. Hatırımı sorup muhabbet tazeledikten sonra bana yazılarımı takip ettiğini söyledi. Ben de kendisine afiyet temennisinde bulunarak vedalaştık. HALE CANAT AĞLATTI Geçen hafta Cumartesi akşamı Sultanahmet’teki Yazarlar Birliği salonunda idik. Hasan Nail Canat dostlarıyla anma cemiyeti için. Laf aramızda onca yıllık o tarihi ve ilmi mekana ilk defa gittiğimi itiraf etsem bilmem ayıp olur mu? Minicik ama sempatik ve icrayı faaliyetleriyle fonksiyonel Yazarlar Birliği’nin mimari yapısı da ayrı bir cazibe yeri. Ama rahmet olsun Hasan Nail abiye nice zihayat sanatçılar bizi oraya çekemezken merhum sanatçımızın ismi bile bir araya getirdi bizleri, bu tarihi mekan bir tarihi hatıraya daha tanıklık etti. Eşi Sevim Canat, kızı aynı zamanda Milli Gazete yazarı ve eğitimci, tiyatrocu Hale Canat diğer oğlu Ahmet ve damadı aynı zamanda o akşamın sunucusu Birol da oradaydı. Gecenin en anlamlı anısı bana göre Hale’ye merhumun pedagojik yaklaşımıydı. Kızına küçükken yanlış bir şey yapınca sen Şaziye oldun, şimdi derken eğer güzel şeyler yaparsa şimdi de Raziye oldun. Yani Allah senden razı oldu, demesiydi. ABDİ TAŞDÖĞEN İSTANBUL’DAYDI Avusturya’nın ikinci bölge başkanı Abdi Taşdöğen dernekteki ekip arkadaşlarıyla çok başarılı çalışmalarıyla gurbetteki insanımıza sosyal ve kültürel alanda hizmet vermeye devam ediyor. Özellikle iki yılda bir yaptıkları kültürel ve sanatsal fuarlarına bu sene ticari boyut da katarak ekonomik alanda da bir açılım yapma girişimindeler. NASREDDİN HOCA Geçen hafta Beyoğlu Tarık Zafer Salonu’nda yapılan Nasreddin Hoca Sempozyumu’na yirmiden fazla akademisyen katıldı. İlk konuşmacının fıkrası hoşuma gitti, şöyle ki: Nasreddin Hoca eskiyen buzdolabını elinden çıkarmak üzere satılığa çıkarıyor. Müşteriler dolaba bakarken kapağında fare deliği büyüklüğünde bir delik görüyorlar. ‘Aman hocam’ diyorlar. ‘Sen bunu satıyorsun ama biz bunu alırsak fare içine girer tüm yiyecekleri yer!’.. Bunun üzerine Hoca şöyle cevap veriyor: ‘Siz, merak etmeyin. Onun arkasında da kedi girecek kadar bir delik var. Oradan da kedi girer o fareyi yer!’ |

