![]() |
Basından 'Milli Gazete' |
|
Hüseyin Goncagül / Nasrettin Hoca 800 yaşında Milli Gazete / 01.03.2008 Medeniyetimizin gülen yüzü Hoca Nasrettin geçen hafta Ensar Koleji ve Bağcılar Belediyesi"nin ortaklaşa hazırladığı 800. doğum yıldönümü programına biz de oyunumuzla katıldık. Özellikle Nasrettin Hoca uzmanı sayacağımız Mustafa Özçelik"in onun bir komik adam ya da komedyen olmayıp hikmet dolu nükteleriyle topluma yol gösterici bir halk bilgesi vurgulaması bana göre en anlamlı bir noktaydı. Zaten o ilk dersini bir alim olan babasından almaya başladıktan sonra medrese ilmi ile de sonraları cami hocalığı görevini de ifa etmiş. İlginçtir ki 13. asrın o günkü sıkıntılı toplumunda bir yandan Moğol istilası doğudan, bir yandan haçlı sıkıştırması batıdan cemiyeti gererken halkın tam da bunalımda olduğu bu dönemde Hızır gibi yetişen manevi hocası Mevlana, şiirleriyle ilahi atmosferi pompalayan Yunus Emre ve bir yanda da Hoca Nasrettin gülen yüzü ile toplumu aydınlığa çıkarıp ayakta ve diri kalmasını aynı çağda temin etmişlerdir. Selam ve rahmet olsun, medeniyetimize sahip çıkan kültür sanatçılarımıza.. HASAN NAİL CANAT Milli kültürümüzün ve değer yargılarımızın sahnedeki yılmaz savunucusu merhum tiyatro üstadımız Hasan Nail Canat"ın ailesini ziyarette bulunduk geçen hafta. Kadim tiyatrocu dostum İsmail Yeşilbağ ile evine vardığımızda bizi babasının mesleğine aday oğlu Ahmet karşıladı. Kendisi Büyükşehir Belediyesi Gösteri Sanatları Merkezi"ne tiyatro dersleri almaya devam ediyormuş. İnşaallah babası gibi milletimizin hassas olduğu konularda taviz vermeden bu sanatta hizmete devam etme dileklerimizi bizzat kendisine hatırlattık. Ama bu arada bizi üzen bir husus vardı ki ne yazık ki bu konu tarihimizde hep yaşadığımız söz konusu olan "insanımıza vefasızlık" duygusu idi. Ömrünü insanına ve onun inancına adamış böylesine bir mukaddes davanın sanatçısının ailesi ilgisizlik ve yalnızlık halinde, kendilerine sahip çıkılmayışın hüznüyle baş başa bırakılmışlardır.. HAFTANIN FIKRASI Hastanedeki hasta Hastane santralının telefonu çaldı. Arayan yaşlı bir büyükanne idi. Çekingen bir sesle sordu: - Bir hastanın durumu hakkında bilgi verebilecek biriyle görüşmem mümkün mü? - Ben size yardımcı olayım tatlı teyzecim. Hastanın adı ve oda numarası nedir? Büyükanne yorgun ve titrek sesiyle söyledi: - Halime Kaya. Oda numarası 302. - Siz birkaç dakika hatta kalın, ben hemşiresinden durumunu öğreneyim. Birkaç dakika sonra operatör telefona geldi: - Haberler iyi teyzecim. Hemşire bana Halime hanımın durumunun gayet iyi olduğunu söyledi. Tansiyonu ve kalbi çok iyiymiş ve doktoru Sami bey onu salı günü taburcu etmeyi düşünüyormuş. - Sağolun, ne güzel haberler verdiniz. Öyle endişeleniyordum ki! Allah razı olsun evladım. - Bir şey değil. Halime hanım kızınız mı? - Yok evladım, Halime Kaya benim... Hiç kimse bana birşey söylemiyor ki... |

