![]() |
Basından 'Miftah Dergisi' |
|
Yolun başındaki ses: Hasan Nail Canat Miftah Dergisi / 01.01.2016 Daha önce hiç geçmediğiniz bir yerden geçerken o yolun kimler tarafından ve nasıl yapıldığını düşündüğünüz oldu mu? Yürüdüğümüz her yolun öncesinde o yolu yapan birileri vardır. O yol sayesinde yeni yollar açılır önümüzde. Yürüdüğümüz kültür-sanat yolunun cumhuriyet sonrası baş mimarlarından biridir Hasan Nail Canat... Sanatla geçen bir ömür. Bir ömrün içine sığdırılan onlarca eser. Şiirler, tiyatro piyesleri, hikâye kitapları, televizyon dizileri, televizyon ve radyo programları. "Sanat sanat içindir" ya da "Sanat halk içindir" değil "Sanat Hakk içindir" diyen büyük sanatçı... Ömrü boyunca sanatla hemhal olmasına rağmen ne yazık ki çok fazla tanımadığımız Canat'ın hem yakından tanınmasını hem de bir bakıma üzerimize düşen vefa borcumuzu ödemeyi arzulamaktayız. Hasan Nail Canat 25 Ekim 1943 yılında Kayseri'de doğdu. Tiyatroya Kayseri İmam Hatip Lisesinde öğrenciyken arkadaşları ile sergilediği okul müsamerelerinde başladı. Babasının bazı engellemelerine rağmen sanattan vazgeçmedi 24 yaşında 'Yalnızlar Rıhtımı' isimli şiir kitabı yayımlandı. Şiir kitabının ardından Rusya'daki Türklerin yaşadığı bazı sıkıntıları anlatan Moskof Sehpası isimli ilk tiyatro eseri o yıllarda Anadolu'da büyük ilgi gördü. Bu ilgi sanata bazı mesafeleri olan babasının düşüncesini değiştirdi ve babasının desteğini de yanına alan Canat ömrünü sanatla geçirdi. Maddi ve manevi sıkıntılar hep yanı başında yürüdü. Bu sıkıntılarından birini 1 Ekim 1969 yılında çıkan Tohum Dergisi'nde Canat şöyle anlatır: "Borçların taksitleri yaklaşıyor ve geçim sıkıntımızın üzerine icra mektupları ve alacaklarımızın hakarete kadar giden ikazları bize bir kriz devresi yaşatıyordu. Zengin olmamalarına rağmen davalarına bağlılıkları sebebiyle bize çok yardımı dokunan Kayseri Büyük Doğu Çevresi olmasaydı Hilal Tiyatrosu bugün Moskof Sehpası 100.000 kişiye hitap etmiş olmanın sevincini yaşamayacaktı. Çünkü tam yıkılacağımız andan önemli borçlarımızı ödeyen, çalışmamız için salonlarını veren Kayseri Büyük Doğu Çevresi'nin verdiği manevi güçle Moskof Sehpası'nı hazırladık." Tüm olumsuzluklara karşı bir söz söyledi: "Olacak, beni göremeyenler beni okuyacak ve ne olursa olsun bu insanlara mesajımı vereceğim" Ömrünün son günü de sanatla geçirdi. Üsküdar Belediyesi iftar vapurunda Aynalar Yolumu Kesti oyunuyla son kez sahneye çıktı. Son ödülünü de bu oyunun ardından dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'dan aldı. Evine geldikten sonra geçirdiği kalp kriziyle 21 Ekim 2004 günü Rabbine yürüdü. Üstadımızın eser ve sözlerinden bazıları şöyledir: Şiir Kitabı: Yalnızlar Rıhtımı Hikaye Kitapları: Bir Küçük Osmancık Vardı, Gül Yarası, Yasemen, Nur Dağındaki Çocuk, Yaralı Serçe, Bir Avuç Ateş, Günahkâr Baba, Kırımlı Murat Destanı Oynadığı Tiyatro Oyunları: Moskof Sehpası(Yazdığı ilk tiyatro eseridir), Başkasının Ölümü, Kara Geceler Efendim, İnsanlar ve Soytarılar, Bir Demet Gençlik, Afganistan Dramı, Günahkâr Baba Yazıp Oynadığı Çocuk Tiyatroları: Cimcime Tavşan, Kavuklu'nun Rüyası, Minderella, Elveda Öğretmenim, Çevrentoloji Oynadığı TV Dizi ve Filmleri: Kenan'da Bir Kuyu, Ekmek Teknesi, Reis Bey, Minyeli Abdullah, Kaşağı, Kalp Gözü, Şark Kahvesi, Bize Nasıl Kıydınız, Bizim Ev, Evlere Şenlik Sözleri: Sanat, gülü incitmeden gül yaprağına şiir yazmaktır. Kovan gibi uğultulu dünyada; şair arı, şiir bal, cemiyet petektir. Sanat, kılıcın keskin yüzünde yürümektir. Sanat, isyanın estetik boyuta taşınmasıdır. Sanat sadece Hakk için kullanılırsa makbuldür. Gerisi hikaye... Allah kuşları kanatsız, dostları Canat'sız, milleti sanatsız bırakmasın. Sanatın katılmadığı her hadise çirkindir. Bıktırıcı ve uzaklaştırıcıdır. Sanatsız tertip edilen geceler hatta mitingler, dostların yüreğine sızı, düşmanın ağzına gülücüktür. Cahil Müslümandan Allah'a sığınırım. Bana sığınağını söyle, ben kimliğini doldurayım. Niye derseniz, bir insan bunalıma girdiğinde meyhaneye gidiyorsa onun sığınağı içki şişesidir. Eğer bir insan bunalıma girdiği zaman secdeye gidiyorsa o adam kurtarıcısını bulmuş demektir. Her daim güler yüzüyle hatırladığımız Hasan Nail Canat'ın mekânı cennet bahçesi olsun inşallah. Yazımızı üstadımızın Nokta Nokta şiiriyle bitirelim. Nokta Nokta İçimde başlayan ümit Bir nokta... Biten saadet gibi, Başlayan hasret gibi bir nokta... Gözümden damlayan yaş Bir nokta... Köpüren deniz gibi, Ağlayan yağmur gibi bir nokta Bir nokta vardır yokta. Her şey tekerrürü o noktanın. Aşk nokta nefret nokta... Heceler çizgi çizgi, Mısralar nokta nokta... Geceler çizgi çizgi, Yıldızlar nokta nokta... Kaynak: Miftah Dergisi |

