![]() |
Basından 'Kayseri Hakimiyet Gazetesi' |
|
Ahmet Sıvacı / Hikayeden Taşan Sözler ![]() Kayseri Hakimiyet Gazetesi / 23.02.2010 Söz, ağızda kaldığı sürece sizin esiriniz. Ne zaman çıktı bilin ki siz onun esirisiniz demektir. Eğer ki adınız Ümit Fehmi Sorgunlu ise, en önemlisi yılların tanıdığı, bildiği ve beş öykü kitabına imzasını atmış bir yazarsanız söyleyecekleriniz daha da önemli. Bakın bu ülkede yazar kolay yetişmiyor. Özgürlük yok, imkanlar yok, ilgi yok. Dahası Fransız asilzadelerinin halka tepeden baktıkları gibi bir şey var. Nedir? Anadolu yazarlarına taşra gözüyle bakılmak. İsterseniz eski tabirle allame-i cihan olun. Sanki Allah'ın emri. Türkiye’nin en uç noktasından da kalkıp gitseniz bir süre sonra aslını inkar eden haramzade olmanız oyunun kuralı. Hikayeci yazar, Berceste Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ümit Fehmi Sorgunlu yıllardır yatağından taşan sözlerini topladı bir kitapta. Konya'da bulunan Romantik Yayınları da bastı. Kayseri değil. Olması da olası değil. Sevgili Fehmi gazetelerde, dergilerde yayınlanmış edebi yazılarından, kendisi ile yapılan röportajlardan yine kendisinin kaleminden çıkan eleştirel yazılardan ve sosyal içerikli yazılarından seçmeler yapmış. Anıların oluşturduğu bir eser de denilebilir bir bakıma. Okuyorsunuz ve Sevgili Fehmi sizi unuttuğunuz bir yerlere götürüyor. "Kanla Yazılan Destan"da olduğu gibi ağızlarda sakız olmuş, her 18 Mart'ta temcit pilavı gibi önünüze adet yerini bulsun türünde getirilen bir şeyleri hissettiriyor. Yaşatıyor, düşündürüyor. Hatta üzüyor, üzülmesini bile unuttuğumuz Çanakkale Şehitlerimizi. Bu özellik zaten onun hikayelerinde de var. Pittoresk anlatıyor. Olayları içindeymiş gibi yaşıyorsunuz. Ya da seyrediyorsunuz. Sadece Çanakkale’yi değil. Bu ülkede gerçek anlamda yapılan Elazığ, Hazar Şiir Akşamlarına da götürüyor ve onunla birlikte soluyorsunuz şiiri. Ümit Fehmi Sorgunlu’nun denemeler türündeki yazıda yalnızca gezi yok. Onun poetikasını, ütopyasını öğreniyorsunuz. Bir yazarın nasıl ne zaman ilk olarak yazdığını ve neden yazar olma isteği konusunda merakınızı kendi ile okuyucuyu özdeşleştirerek gideriyor. Sürekli bir şeyleri sorguluyor, Unutulmuşları hatırlatıyor size. Bu kentin öz evladı, sinema sanatçısı, tiyatro oyuncusu ve yazar rahmetli Hasan Nail Canat’ı hatırlatıyor size. Vefasızlığını vuruyor bu kentin yüzüne. Hayırsızlığını vuruyor bu kentte yaşayan ve kasım kasım kasılan yazarların, bürokratların yüzüne. Hatta onun adını bir parka ya da bir sokağa bile vermeyen cahil yerel yönetimlerin sözde entel takınan başkanlarına, meclis üyelerine. Onun bu ülkenin olmayan ya da halkın sahip çıkmadığı kültür politikasına bakış açısını öğreniyorsunuz. Bu toprağın gerçek sahiplerinin kimler olduklarını "Şehitler Ölmez" adlı yazısında bir kez daha hatırlatıyor Sevgili Fehmi. Bu toprağın uyuşturulmuş insan manzaralarından örnekler veriyor. Oluk gibi kir akan televizyon kanallarından kesitler sunuyor size. Onun 1970'li yıllardan beri tanıdığım, bildiğim ve asla eksilmeyen milli duygularına tanık oluyorsunuz. O bunları sizinle paylaşıyor. O başkalarının istediği gibi ücret de istemiyor. Ümit Fehmi Sorgunlu bu ülkenin bir yazarı. Onu tanımak, hatta onda bulunan gizemi çözebilmek için tam fırsat. "Hikayeden Taşan Sözler"i ne yapıp yapıp bulun ve okuyun. Özellikle Erciyes Üniversite’sindeki kartviziti kalabalık olan, kartaldan başka kuş tanımayanlar için ısrarla ifade ediyorum. Hiç değilse günahınız az da olsa hafifler böylelikle. |

