![]() |
Basından 'Genç Yaklaşım Dergisi' |
|
Bizden, Bizbize'den... Genç Yaklaşım Dergisi / 01.04.2007 Yavuz ÜNLÜTÜRK: Selam olsun dostlar. Genç Yaklaşım dergisinden sesleneceğiz sizlere. Kah tiyatro konuşacağız, kah mizah, kah bizi size anlatacağız, bazen de sizden gelenleri yayınlayacağız. Bu ilk yazımızda bizden bahsedelim istedik. Tiyatro Bizbize'den. İçimizden, yaşamımızdan, umutlarımızdan, yarınlarımızdan, sanatımızdan... Sevgilerin paylaştıkça çoğaldığını bilenlerdeniz... Hayatımızı bu yola adadık, çünkü öyle bir ustamız vardı ki, o bize daima ya bu deveyi güdeceksiniz ya bu diyardan gideceksiniz derdi. Ve de haklı çıktı rahmetli. Hasan Nail Canat'tan bahsediyorum. Kiminiz belki şu an çıkaramadı, kiminiz hatırladı, kiminiz anımsar gibi oldu. Hasan hocamız tiyatro dünyasında açan bir güldü. Bir zamanların gençliği onun romanlarıyla, hikayeleriyle büyüdü, yeşerdi. Bizi de bu yola iten ve bu fidanları diken kendisi oldu. Tiyatronun temelini ondan öğrendik, ustaydı hem de hatrı sayılır bir usta. Yazarlığı ve şairliği bir yana, usta tiyatroculuğu bir yana, Bunları öyle güzel birleştiriyordu ve öyle güzel betimliyordu ki, sonunda kendimizi görüyorduk sahnede. Hayatımızı, düşüncelerimizi, yaptıklarımızı, günahlarımızı , sevaplarımızı... Böyle bir ustadan sadece tiyatro dersi almadık. İnsanlık, görgü, ahlaki değerler kısacası insanı insan yapan etiketleri öğretti bize. Tam "bu fidanlar yeşerecek" demeye başladığı sıralarda aramızdan ayrıldı. Rahmet alemine, sevdiğine gitti. On bir ayın sultanı Ramazan ayında Rabbe kavuştu. Yanlız kalmıştık; korkmuştuk, etrafımızda dost bildiklerimiz de bizi bırakınca tutunacak dalımız kalmamıştı. Ustamızın "ya bu deveyi güdeceksiniz ya bu diyardan gideceksiniz" sözü aklıma geldi. Oturduk düşündük ve biz bu deveyi güdecektik, gütmeliydik, ne olursa olsun. Allah'ın da inayetiyle bu yola benliğimizi koyduk. Ve 2005 Eylül ayında "BİZBİZE" olduk. Ve hep bize yeni bizler katıldıkça büyüdük, çoğaldık, umutlandık. Hocam seni rahmetle anarken "ektiğin son fidanlar" olarak yeşermeye başladığımızı iletiyoruz sana. Mekanın cennet olsun. Birliğimiz daim olsun sevgili okurlar, tiyatro severler. Sağlıcakla kalın... Önümüzdeki ay inşallah tiyatro hakkında bilgiler ve kültür sanat haberleriyle sizlerle olacağız... Tiyatro nedir Selçuk BONCUKÇU: Tiyatro nedir? Kendini ifade etme biçimi midir? Olabilir. Tiyatro nedir? Bir şeyler paylaşmak mıdır? Olabilir. Tiyatro nedir? Sahneden haykırmak mıdır? Olabilir. Tiyatro nedir? Hayatın ta kendisi midir? Olabilir. Tiyatro nedir? Hayatın aynası mıdır? Tiyatro nedir? Olabilir... Olabilir... Olabilir... Olabilir... Olabilir... Herkes tiyatronun ne olduğu konusunda bir şeyler söylemiştir ve söyleyecektir de. Çünkü tiyatro, hakkında birçok şey söylenebilecek, tüm sanat dallarını içine alan çok büyük bir deniz. Ben de diyorum ki, tiyatro; sahneyi bir tebliğ aracı olarak kullanıp, amacımızı insanlara ulaştırmaktır. Tebliğ aracı olarak her türlü muhteva düşünülebilir. Dini motifler, sosyal konular ve aile kavramı geniş olarak düşünülebilir. Ama en önemlisi savunduğumuz bir dünya görüşünüzün olması ve bunu insanlarla paylaşmanızdır bence; ben böyle düşünüyorum. Bu da bir şekilde ilk başta yazdığım kendini ifade etme biçimidir aslında. Perde Ali POYRAZ: Üstadımızı ondan çok uzakta kaybettik. Aslında kaybettiğimiz sadece onun sıcaklığı ve desteği olmadı. Dost sandığımız ağabeylerimizi, kardeşlerimizi, ablalarımızı, yani herşeyimizi kaybettik. Kafamızı kaldırdık ki, hiç kimse kalmamış, tebessümler yerini gidişlere bırakmış. Bunu anlatarak acındırmak değildir niyetim, herkes kim olduğunu anlasın diye. Kendisini bulmakta zorlansın diye. Sonra kendimiz başardık ayağa kalkmasını ve bize aşılanan tiyatro aşkını sahneye taşımasını. Tiyatro bizbize dedik, samimi, sıcak, içinde tiyatro aşkı bulunan bir kadroyla çıktık yola. Fırtınaları, depremleri göze alarak bağlandık birbirimize. amaç aynıydı varılacak sonuç da. Tadilatı imkansız, bir o kadar da şirin bir ofise alabildik umutlarımızı. Bize dua eden, bizi seven insanlarla gün geçtikçe daha da umutlanıyoruz. Adımlarımız artık daha kesin ve sert. Çoğu zaman çocuklara birşeyler verebilmenin, onlarla birşeyleri paylaşmanın heyecanını yaşarken, kimi zaman yetişkinlerin oyun sonrası sohbetleri ve ilgileri büyütüyor varlığımızı. Eğer bir gün yolunuz bir oyun sonrası sohbetimize ortak olmayı isterseniz kapımız her zaman açık... Sevginiz sizin taşıyabildiğinizden daha fazla, bunu biliyorsunuz. Tiyatroyla geçecek yeni bir sezona hep birlikte merhaba... Hayatımızdaki yaşam sahnelerimiz! Erkay YAVUZ: Hayatına tiyatroyu kıyısından köşesinden, ucundan sokmuş, hobi olarak yapmış, yapmaya çalışmış, seyircisi olmuş, olmaya çalışmış, ömrü boyunca denemek istemiş, cesaret edememiş ya da denemeye koyulurken ömrü vefa etmemiş, büyüyünce tiyatrocu olacağım deyip, bu yüzden anasından babasından hatta dayısından bir araba dayak yiyip memur olmuş ve tiyatroyla yatıp tiyatroyla kalkmış, hayatına adamış, bu uğurda günlerce aç kalmış, yavrusunu bayat çaya ekmek banarak yedirmek pahasına da olsa bu kutsal mesleği ayaklar altında ezdirmemiş ve hiçbir zaman taviz vermemiş, ülkesini karış karış, santim santim gezip köşe bucak aman orası uzak!! demeyip tiyatro taşımış. Adeta bir annenin yavrusunu emzirdiği gibi, televizyonu da tiyatro için seçmiş, kazandığını da dekora, kostüme, sahne kirasına yetiştirip tiyatrosunu yaşatmış. Bunun yanında ben tiyatrocuyum hatta okulluyum deyip, sahne yerine televizyona çıkıp altı köşe göbek üç kat ense olmuş, ideolojisi ne olursa olsun hayatını bir kuyumcunun altını işlemesi misali hayalindeki en dolu en içten duygularını satırlara bir bir dökerek bu sanatın edebini ve edebiyatını oluşturmuş ve bu yola ömrünü adamış herkese selam olsun. Kaynak: Genç Yaklaşım Dergisi |

